PUZZLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PUZZLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2015 Pazar

SON ZAMANLARDA YAPTIKLARIM

Geçenlerde yine Bursa Kumaş Pazarı İnstagram Adresinden içinde bir kaç trikonun da bulunduğu bir alışveriş yaptım. Siyah triko ile hemen kısa ve reglan kollu bir bluz diktim. Tek renk düz kazaklar özellikle kışın son derece kurtarıcı oluyorlar. Aslında hemen alınabilir ve bulunabilir bir şey gibi duruyor ama işin gerçeği geçen sene beyaz, siyah ve krem renklerde düz bir bluz bulamadım desem inanır mısınız? Bulduklarım ya balıkçı yakaydı ki yakaları çok dardı, ya boyları çok kısaydı ki ben kendi açımdan pantolon üstünde kısa bluzu çok tehlikeli buluyorum, ya da malzemeleri çok kötüydü ki bunu da spor ve genç giyim kıyafetler satan yerlerde gördüm üstelik hiç havalı değillerdi. Ama gözüm yine dükkanlarda ve bulursam istediğim gibi bir şeyler tereddütsüz alırım. Bu sırada da kendi diktiğim bluz çok işe yaradı. 
Bluzun altındaki etek ise geçen sene diktiklerimden. Daha önce hiç giymemiştim. Önceki hafta yeşilli, lacivertli ve mavili bir kolye almıştım, sırf onu kullanabilmek adına cumartesi keçe kursuna giderken giydim. Sanırım bu kış bu eteğe daha çok şans tanıyacağım. Kumaşı her mevsim giyilebilir bir şey. Etekle kolyemin uyumu ise mükemmeldi. Gerçi fotoğrafta yeşiller daha çok belli olmuş ama kolyem eteğin gece mavisine de çok yakışmıştı.
Son yaptığım puzzle bitti. Beni en çok zorlayan bu sonuncusu oldu desem inanır mısınız? Ressamın paletinde bir kaç renk varmış ve tonlarını kullanarak resmi bitirmiş bence. Renkleri ayırması işkenceye dönüştü bazan.
Şimdilik gece çekilmiş bir kaç pozum var ve elbette flaşla parladı, flaşsız kötü çıktı. En kısa zamanda dördünü de çerçeveletip duvarlarıma takmak için sabırsızlanıyorum. 
Şu alttaki gibi bir şey çıktı sonuçta ortaya. Tablonun seçilebilir iki renginden biri kırmızı ve çok az kullanılmış, diğeri de ondan daha az ve iki yerde kullanılmış olan mavi. Neyse bitti artık. Uzunca bir süre bu hobi rafa kalkmıştır diyebilirim. 
Bir de son zamanlarda 1900'lü yılların başında İngiltere'de geçen bir hikayenin anlatıldığı Downton Abbey diye bir dizi izliyorum internetten. İlk defa geçen sene sevgili Ruşyena'nın bloğunda bu diziden bahsetmesiyle haberdar olmuştum. O ara biraz izlemiştim. Şimdi 6. sezondayım. İngiliz aristokrasisinin sıkışıp kaldığı kurallar silsilesi, efendiler ve o zamanki modern köleler, şaşaa, debdebe, küçük insanların küçük hayatları, soylulara adanmış hayatlar... Şimdi bile bu türden ilişkiler yok mu etrafta gördüğümüz? Başkalarının hayatlarını ağızlarının suyu aka aka takip edenleri her yerde görmüyor muyuz? Sanırım bazıları "güç, erk" sahiplerine tapmaya her daim devam edecekler.
Fotoğraftaki yaşlı hanım dizideki favorilerimden Kuzen Violet. Kendisi malikanenin babaannesi. Entrikalar kraliçesi ama çok sevimli. Herkese karşı ketum, aileyi zora sokmadan durum idare etmekte üstüne yok, çok akıllı bir kadın. 
Bir yerde çeviriyi yapanlar işin dozunu artırmışlar ve Kuzen Violet'e "dinime küfreden Müslüman olsa" dedirtmişler.
Bir battaniye daha ördüm iki arada bir derede. Beyaz. Ölçmedim ama 1 m2 veya biraz daha büyük olabilir." Ne yapacaksın bu kadar battaniyeyi" diye soranlara "satacağım" dedim geçenlerde. 
Almak isteyen olsa kaça satılır bilmiyorum. Üstüne para vermeye kalkarsam şaşırmayın olur mu? Bu arada 8-10 tane torunum olursa çeşit çeşit battaniyelerimiz hazır, onu biliyorum :) 

31 Ekim 2015 Cumartesi

PUZZLELAR

İki aydır ara ara puzzle yapıyorum. Bir akşam ani bir heves geliyor, yemek masasını işgal ediyorum, 4-5 akşamda 1000'lik bir tablo bitiyor. Zaten çerçevesini bitirince 130 tane parçayı yerine koymuş oluyorsunuz. % 13'ü yani. Geriye kalıyor % 87. 
Bitirdiğim 6-7, ve hiç başlanmamış 1 puzzle var elimde. O da bitsin, ilk etapta 4 tanesini çerçeveletip merdiven çıkışlarına takmayı düşünüyorum. Çünkü gözüme çok boş geliyor bu merdivenler. Bakalım nasıl olacaklar? Renkler pek güzel çıkmıyor çünkü hep gece az ışıkta çekiyorum bu fotoğrafları. Neyse artık, bir kaç hafta sonra yerlerinde görüntülemek üzere, hepinize sevgiler gönderiyorum.   
NOT: Bu puzzlelar A101'den alındı. Normalde 1000 lik olanları senelerdir 40-60 TL civarında bir fiyatla alırken, 2 tane 1000 lik puzzle bir kutuda 20-25 TL civarında bir fiyatla satılmıştı. Kalitesi de fena değil. Almak isterseniz, hiç düşünmeyin derim.

4 Eylül 2015 Cuma

HASTALIK, YENİ UĞRAŞLAR, KÜÇÜK MUTLULUKLAR...

15 günde 2 defa Ankara'ya gidip geldim. İkinci gidişimde cuma günü Kızılay'da epey alışveriş yaptım. En uzun vakti de Bursa Kumaşçılarında geçirdim. Kumaşların güzelliğinden başım döndü. Yıkadım, kuruttum, kesime ve dikişe hazırlar. Bir ara sizlerle de kumaşlarımı paylaşmak isterim. 
Bu arada sanki Afyonkarahisar'da A101 yokmuş gibi, Ankara A101'lerden birinden kardeşimin eşi alışveriş yaparken ben de 2 tane puzzle, bir de sepet aldım. Puzzleların içlerinde 1000'lik 2'şer tane yani toplamda 4 adet puzzle var. Ayrı ayrı paketlenmişler ve yapıştırıcısı da mevcut. Daha ne olsun?   
Sepetim de şu aşağıda gördüğünüz güzelliktir. İçine iplerimi koyuyorum. Keyifle bebek battaniyemi örüyorum.  
Bu arada hafta sonu eve gelince üşüttüm galiba, yine grip oldum. Bir burun hem tıkalı olup hem de nasıl akabiliyor şaşkınım. Nefes almaya gelince tık yok, akmaya gelince çeşme mübarek. Neyse, doktorum rapor kullanmamı ancak idarenin personele verilen raporlarda hassas davrandığını, sıkıntı olmayacaksa rapor vermek istediğini söyledi. Ben ki çalışmak üzere dizayn edilmiş bir insanım, her sene iznim bir sonraki seneye sarkar, rapor falan bilmem, fazla mesai ücreti almadan mesai yaparım, eve iş götürürüm, başkalarının işini de yaparım; arada bir hastalanınca da raporuma karışacaklarsa "ne Şamın şekeri, ne Arabın yüzü" deyip öğleye kadar çalıştım. Ama çok zor oldu. Öğlen eve gelip bir yattım, saat 3te uyandım. Tabi öğleden sonra işe de gidemedim. Bugün artık gidip paşa paşa raporumu aldım geldim. Dinlenmek iyi geliyor. Ayrıca iş yerindeki arkadaşlara da bulaştırmak istemedim. Gerçi bizim serviste bana rapor yüzünden amirlerim dahil kimse bir şey demez ama sistem isyan ettirdi beni. Sonra pek çok personelin, resmi izin ve rapor haklarından sonra kafa izinleri ve idare etmeleri de hunharca kullandıklarını düşününce, idarenin de haklı olduğuna karar verdim. Sonuç olarak evde olmak güzel şey. İşlerimi bir kere daha toparlayayım, izne çıkıp evde keyif yapmayı düşünüyorum. Ama ben bunu hep düşünüyorum. İşlerim de hiç toparlanmıyor... 

22 Ağustos 2013 Perşembe

YENİ GÖREV EDİNDİK, MASA DEVRE DIŞI

Oğlumla bir puzzle yapmaya başladık. Bittiğinde aşağıdaki atlar bizim olacak.
İlk gün masanın üstünde işe giriştik çünkü acelemiz vardı ve evde özel puzzle halımız yoktu. Hadi ondan geçtik, bir kartonumuz, resim kağıdımız falan da yoktu. Ama dedim ya, acelemiz vardı:) Artık giden, gelen, giren, çıkan bir kaç tane parça koyuyor. Aşağıda gördüğünüz çerçeve içeriye doğru büyümeye başladı, şimdi başına bir hal gelecek, emekler boşa çıkacak diye kaldıramıyoruz.
 Hafta sonu iki gün misafirlerim var. Oğlum masanın bozulmadan kalmasını istedi. Gelecek olanlar yabancı değiller, yakın akrabalarımız ve yakın arkadaşlarım. Sanırım yarına kadar yarılayamaz ve kartona sıyırabilecek kadar büyütemezsek, aynen masanın üzerinde kalacak. Belki misafirler de bir el atarlar ve daha çabuk bitiririz:)

26 Kasım 2012 Pazartesi

İKİ RESİM ARASINDAKİ ÇOK SAYIDA FARKI BULMAK VE HOBİ VAKTİ BLOĞUNA SELAMLAR

Eltimleri bir ara puzzle merakı sarmıştı. Öyle ki, 1500-2000 parçalı bir kaç tane birden alıp birini bitirip diğerine başlıyorlardı. Bir kaç tanesini çerçeveletip kendi evlerine astılar. Kendi evlerinde asacak duvar kalmayınca, sıra çerçeveletip hediye vermeye geldi. 
 
Bu resim de bizim payımıza düşen bir puzzle. Ama bunda bizim de emeğimiz var. Gerçi hemen hemen yaptıkları bütün puzzlelarda emeğimiz var ya, neyse. Çünkü koca bir puzzle masa üstünde duruyor, sohbet ederken, çay içerken, gözünüz renklere ayrılmış tabaklardaki bir parçaya takılıyor, bir de resim üzerinde genel renk dağılımları ve öbeklenmelerine yoğunlaşıyorsunuz, yerinizden kalkıp o parçayı tam da o belirlediğiniz yere veya yakınlarında bir yere cuk oturtunca iş çığırından çıkıyor, soluksuz 8-10 parça daha koyup ancak rahatlayabiliyorsunuz. 

Bu puzzle meselesi çekirdek çitlemek kadar hastalıklı bir şey: Başladınız mı bırakamadığınız işlerden:) Mesela ön planda görünen evin pencereleri, avlusu ve çiçeklerinde emeğim büyük. Tabi puzzle meraklılarının, "efeysen, gökyüzü ve denize de bir el atsaydın" dediğini duyar gibi oluyorum ki bilmeyenlere söyliyeyim, işin en zor kısmı, aynı renk tonlarıyla dolu, renk geçişinin az olduğu gökyüzü, deniz, orman, ağaç, çiçek gibi kısımlardır. Almayayım şekerim, bu faaliyetin meraklısı eltim, ben değilim. Ben gittikçe geldikçe zevkli yerlerinden küçük dokunuşlar konduruyorum, o kadar. 
Akşamları blog blog gezerken sevgili Hobi vakti arkadaşımın bloğundaki resmi gördüm ve kayıtsız kalamadım. Gördüğünüz gibi aynı kıyı, aynı ev. Bizimki biraz daha yakın zamana ait. Kıyı boyu evler neredeyse aynı kalmış. Ancak bizimkinde kıyının devamına bir iskele yapılmış, bayırdan bir iki ağaç kesilmiş, yokuşun ortalarına doğru bir bina daha kondurulmuş, hobi vaktinin puzzlenda daha romantik bir hava var çünkü tekneler bağlı, evin doğal taş rengi çok belli, kiremitler daha kırmızı, renkler eski fotoğraflar gibi daha sarımtrak. Bizimkinde daha güncel bir durum söz konusu çünkü tüm tekneler motorlu olmuş, ev beyaz badana görmüş, daha fotografik bir hava var. Işığın geliş açısı aynı dikkat ettiyseniz, galiba bu manzara en iyi bu ışıkta görüntü veriyor; dün de bu gün de:))
Sevgili Hobi Vakti benim zevkle takip ettiğim bir blogcu. Ellerine sağlık diyorum. Ayrıca eltimlere gittiğimde unutmazsam evdeki diğer puzzllarını da görüntülemeyi düşünüyorum.