Keçe kursuna gittiğimi bilmeyen, duymayan kalmadı. Kurs Afyonkarahisar'ın en eski yerleşim bölgelerinden birinde. Yukarı Pazar diye bilinen semtte. Kuyulu Camii, güzel bir bahçesi olan, küçücük bir taş bina. Bizim çocukluğumuzda bu bahçe bakımsız bir yerdi. Şimdi girişi pek bir güzelleştirmişler. Cami girişiyle bahçe kapısı arasına sarmaşıkların asıldığı bir çardak yapmışlar. Bir gün de içini fotoğraflamak lazım.
Bu semtte bütün evler eski. Çoğu bakımsız. Bir kaç büyükçe ev konak işletmesi olarak açılmış. Mesela köşedeki sarı konakla yanında ortada bulunan beyaz konak bu şekilde değerlendirilmiş. Beyaz olarak gördüğünüz Konak'ta kayınvalidemin de çocukluğunun bir kısmı geçmiş. Şimdi bu iki konak birleştirilmiş, içerden birbirlerine geçiş sağlanmış; köşedeki restoran, ortadaki bina da otel olarak kullanılmaktadır. Afyonkarahisar'a gelirseniz ve özellikle hafta sonuna denk gelmişseniz, Şehitoğlu Konağı'nda muhakkak Keşkek yemelisiniz. Keşkek, kış aylarında sabah kahvaltısı olarak yenir bizde. Akşama kadar da ancak eritilir zaten :)
Burayı tıklayarak öncelikle sokakta Kuyulu Camiini, Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nu, civardaki evleri, kapıdan oku tıklayıp içeri girerek restoran kısmını ve en üst kata çıktığınızda da Afyonkarahisar Kalesini, Hıdırlık dediğimiz küçük dağı görebilirsiniz. Burayı tıklayıp ortadaki beyaz Konağa girdiğinizde ise otel kısmını, odaları görebilirsiniz.
Gelelim keçe çalışmalarına. Ben geçen hafta seçimler dolayısıyla kurs iptal olunca bir gevşediiim, bir rölantiye girdiiim, amaaan, çalsın sazlar, oynasın kızlar; keçeleri tıkıştırdığım poşet torbayı bile koyduğum yerden kıprırdatmadım desem yeridir. Ama Birsel'ciğim çalışmış. Çanta kenarlarından çıkan parçalardan kitap ayraçları yapmış. Bu fotoğraflarda renkli süsler emanet duruyordu, akşam düzenleyerek güzelce yapıştırmış, sabaha çok şirin karşımıza çıktılar.
Aşağıda eski bir kesme tahtası var. Birsel bunu da atmamış. Valla Derya Baykal görse alnından öperdi. İşte bu tahta şimdi bir pano oldu.
Önce hakiki keçeye kesme tahtası boyutlarında farklı iple teğel aldı ki işlerken ve yapıştırırken kumaş kaymasın. Sonra keçe iğnesiyle pıt pıt pıt, keçe iplerini keçeye resmen yedirdi. Dün de silikon tabancasıyla yapıştırdık. Çok şık oldu.
Bir zamanlar eskimiş ama gururlu bir kesme tahtası vardı, şimdi şık evlerin duvarlarını süsleyen bir salon aksesuarı oldu kendileri :)
"O köprünün altından çoook sular geçti Mualla! Ben o eski zavallı değilim artık. Nayır, ndeğilim, ndeğilim, ndeğilim!" diye haykırmıyor mu sizce de?
"O köprünün altından çoook sular geçti Mualla! Ben o eski zavallı değilim artık. Nayır, ndeğilim, ndeğilim, ndeğilim!" diye haykırmıyor mu sizce de?
Detay sever benim blogerlarım. Ayol sizden detay mı esirgedim ben hiç? Alın gözler seyreyleyin o zaman! Temaşa sizi bekler:
Bu arada çiçeklerin ortalarına bizden önce aynı salonu kullanan iğne oyası kursiyerlerinden birinin verdiği savarovski taşlar dizdik haaa, hem emekli, hem maliyetli oldu. Keçe dediysek, rica ederiz yani, hiç bir masraftan da kısmadık icabında :) Aşağıda kursa giden merdivenleri görüyorsunuz. Şu güzelim yapraklar sararaydı ve kızaraydı da, ben de size :
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak"
diye romantik yapaydım iyiydi ama haftaya galiba yağış varmış. Bence çamura bulanmış merdivenler yerine dökülmüş yarı yeşil yapraklar daha romantiktir. Aklıma gelmişken; şu sıralar yeni evlenecek çiftler konsept çekimlerinde mekan olarak buraları kullanıyorlar. Giriş çıkışlarda çocukların düğün fotoğraflarında HATIRA kalmayalım diye azami özen gösteriyoruz :) Düşünsenize seneler sonra fotoğraflarda beni gören çocukları soruyor: "Anneee, bu teyze kim?" "Tanımıyoruz evladım, her fotoğrafımıza bir yerden kafasını soktuğundan "kafa hatun" diyoruz biz ona" :)
Bu da bizim bahçenin sanırım son gülü falan. Arka taraftakilere uzun zamandır bakamadım bile. Ama bu her gün işe giderken beni uğurlayan, akşam dönüşte karşılayan güllerden biri. Alttaki goncası bakalım açabilecek mi, yoksa soğuğa teslim mi olacak? Vay, vay, vaaayyy! Bu durumdan edebiyatçılar ne şiirler çıkarırlar ama benden bu kadar. Herkese kucak dolusu sevgiler gönderiyorum.


























