BAHTANİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BAHTANİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2013 Cumartesi

BAHTANİYEDE KISA DEVRE MEYDANA GELDİ.

Kendim çok düzenli bir insan değilimdir. Matematiğim de iyi değildir. Ama örgüde, dikişte, dantelde inanılmaz bir simetri, matematik takıntım vardır. Sayıları, sıraları denk getiriverenlerden değilimdir, ille de denk gelmesine çalışanlardanımdır. Bu benim ya da yakınlarımın hayatını sıkıntıya sokacak derecede bir çıkıntılık değil. 
Bahtaniyemin son köşesi neredeyse bitti bitecek. Bir hızla örüyorum. 3 sıra beyaz arasına 1 sıra renkli koyarken, renklerin sırasına da dikkat ederken, bir de baktım morla eflatunu karıştırmışım! Olmaz, olamaz, olmamalı. Ama beyazı örmek o kadar keyifsiz ki, üstte ördüğüm 3 sıra heba olmamalıydı. 
Beyazların arasından moru söktüm ama trabzanların altından çekip çıkarmadım. Aynı kanaldan eflatunu da geçirip moru tamamen aradan çektim. Şimdi sadece eflatun kalmıştı. Alttaki deliğin içine 3 tane sıkiğne ördüm, 2 zincir çektim, üstteki 3 sıkiğnenin ayağındaki kanallara o 2 zinciri otuttum ve aynı işlemidevam ettirdim. 
Anlatınca zormuş gibi geliyor ama sonuçta integral hesabı falan değil, bir iki denemeye bakar. Altta da gördüğünüz gibi araya sonradan sıkiğne delik girdiğim katiyen belli değil:)
Bu arada BERABER MANTO DİKELİM ETKİNLİĞİ çalışmalarım başladı. Beni en sıkan kısım olan kesim ve tela yapıştırma işi bitti. Ön parçalara cep çalışıyorum, bir taraftan da fotoğraflıyorum. Dikişe yeni başlayanlar için yardımcı yazı veya yazılar gireceğim yakında. Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum.

5 Ekim 2013 Cumartesi

KADRİYE ABLA'NIN BAHTANİYESİ

Bugün akraba günümüz vardı. Kadriye Abla çeşit çeşit ikramlarıyla ağırladı hepimizi. Alttaki bahtaniye de onun eseri. Bu aralar elinde pek iş görmüyoruz ama ha bire bebek yeleği, hırkası, elbisesi örerdi. Çok hatırşinas bir insandır, çevresi geniştir, herkese bol bol hediyeler götürür, yeni doğan bebeği olanlara da kendi ördüklerinden bir parça muhakkak hediye eder.
Kendinden desen veren iplerin ilk çıktığı sene, her zaman yaptığı gibi ipçiye uğramış, hangisini alacağına karar veremeyince hepsinden almış, eve gelmiş. Satıcının söylediği iplik sayısına göre başlayıp upuzun şeritler ördü durdu, rengarenk. Ne ördüğünü soranlara "bilmiyorum, öyle örüyorum, bahtaniye falan olur herhalde" diye cevap verdi. İpler bitince de uzunlamasına birleştirmiş. Ördüklerinden irili ufaklı 3 tane bahtaniye çıkmış. Bunu da günde annem sırtına aldı, sıcacık örttü.  
Aslında Kadriye Abla'nın çok zevkli, irili ufaklı, sevimli, esprili, bir sürü objesi var evinde. O kadar ki, temizliğe gelen kadınların gözü korkmasın diye, kendisi bu objeleri toplayıp temizliyormuş bir gün önceden. Bu ev, tarzıyla bir dekorasyon dergisine renk katacak cinsten, yaşandığı çok belli, sergilik çok şeyi olan ama müze gibi olmayan sevimli bir ev. Üstelik tüm eşyayı da kendi elleriyle toplayıp düzenledi, uzun yıllar içinde. Hepsini güle güle kullansın.  
Son olarak da şık sunumlu kahvesinden bir görüntü:


14 Ekim 2011 Cuma

RENGARENK

Çatıyı kapattım, duvarların mantolamasına geçtim. Gerçek inşaatta sıra bu mudur bilmem. Ben öyle uygun gördüm. Akşamları dizi izlerken bir kaç sıra örüyorum. İlk 3-4 renkli sıra örüldükten sonra iş kolaylaşıyor. Çünkü her sırada baştan ve sondan toplam 2 kutucuk azalıyor.




30 Eylül 2011 Cuma

BEYAZ BAHTANİYE

Epeydir sayfamı yenilemiyordum. Çok sıkıntılı günler yaşadık. Sevgili dayıcığımı kaybettik, genç denecek bir yaşında. Allah rahmet eylesin.

Ama hayat kalanlar için devam ediyor. Acıkıyoruz, susuyoruz, uykumuz geliyor, yiyoruz, içiyoruz.

Uzun zamandır ses soluk vermesem de benden ümit kesmeyenler varmış. İzlemeye almışlar. Pek sevindirik oldum. Bu renkli yazıyı onlara gönderiyorum. Hoş geldiler, sefa getirdiler bloğuma.


Görüldüğü gibi, bahtaniyem devam ediyor, gittikçe büyüyor.








6 Eylül 2011 Salı

SÖZÜNÜ TUTAMAMACA, YENİ İPLER ALMACA...

Kendi kendime, yeni işlere girişmeyeceğime dair söz vermiştim; her zamanki gibi. Bir süredir iş yerimin değişmesi ve yeni iş yerime yakın ipçi bulunmaması yüzünden aslında sözümde de durmuş oluyordum. Neredeyse 1 senedir, öremeyeceğim ipleri ve dikemeyeceğim kumaşları almıyordum ve kendimi de bu başarımdan dolayı kutluyordum.

Bayram sonu için 2 hafta izin aldım; yeni evin temizliği, dolapların kurulumu, yerleşme, mümkünse taşınma falan için. Ama bayramdan önce mutfak ve banyo dolaplarımızla gardroplar ve vestiyeri bitirip kurmayı vaad eden dolapçımız, önce bayramdan hemen sonra teslimat için söz verdi, şimdi de hayatlarından endişe etmemizi gerektiren bir suskunluğun içine girdi. Karşılıklı olarak susuyoruz. Eşim artık "MUHATTAP" bile olmamaya karar verdi anlaşılan.

Biz de ana oğul, babayı işe gönderince atlıyoruz arabaya, yeni eve gidiyoruz. Zaten daha önceden 2 defa temizlik yaptırmıştım. Ama parkeler ışığa doğru bakınca hala daha lekeli görünüyor. Bu yüzden hemen her gidişimde viledayla şöyle bir üstünden geçiyorum. Gerçi halı kilim eşya olsa sınırlar belli olur, ayaklarımızla her yere girmeyiz. Biraz da biz kirletiyoruz. Hesaplarıma göre on yüz milyon bin kere daha silersem temiz olacak artık.

Dün eve dönerken yolu değiştirip ipçiye uğradım. Koca bir Migros poşeti dolusu ip aldım. Nasıl olsa ertesi gün işe gitmek yok ya, gece sabahla kucaklaşana kadar, oturup rengarenk motifler ördüm. Nasıl zevkliydi anlatamam renklerle oynamak. Evet örgü bahtaniye biraz pahalı, az birazdan biraz daha fazla da meşakkatli. Ama çok güzel kafa dağıtıyor. Hele çılgın renkleri.. İnsan bakmalara doyamıyor. Siz de görün diye bir sürü fotoğraf çektim. Ne yapayım, ustaları beklerken ben de kendim usta olduğum alanlarda hizmete devam edeyim bari...