6 Mart 2012 Salı

MANTI AÇTIM

Oğlum mantıyı çok sever. Marketlerde hazır satılan mantıları falan beğenmez. Anneannesi halası yaparsa da bayıla bayıla yer. Bazan işyerine arkadaşlarımızın referansıyla gelen bayanlardan da mantı alıyoruz. Önce 1-2 paket denemelik alıyorum, oğlum beğenirse bir dahaki sefere paketlerce:) Tabi kaç paket alırsam alayım bir gün bitiveriyor. O zaman iş başa düşüyor.

Epeydir mantı açmamıştım. Geçenlerde bir pişirimlik yaptım ve birilerinin iyi bir mantıcıyı hastaneye göndermesini beklemeye başladım. Çok el oyalıyor:))

Gerçi ilk yufkayı biraz ince açmışım ama ikinci daha iyiydi.

Biz mantıyı kapattıktan sonra fırınlarız. Kızaran mantıları daha sonra az miktarda kaynar suda haşlarız. Bazı yörelerde kaynar suya çiğden salıyorlar mantıları. Aşağıdaki fotoğrafta kenarlar yanık gibi çıkmış ama kesinlikle yanık değildi. Sadece çok kızarmıştı. O ince açtığımı söylediğim bezeden dürdüğüm mantılar.



Bu arada haşlama suyu etsuyu olursa daha mükemmel olur. Hatta mantı haşlanırken, önceden yumuşatılmış az miktarda minik et parçaları veya minik köfteler, hatta az miktarda önceden haşlanıp kabukları soyulmuş nohut da koyabilirsiniz.

Süzme yoğurt ve salça ile işlem tamamdır. İsteğe göre sumak ve/veya nane de konulabilir.

Aslında zor bir şey değil. Ama uzun sürüyor. Bir çırpıda da yenilip bitmez mi? O kadar emek harcamışım, valla çerçeveye koyup duvara asasım geliyor:)




Salı günleri artık benim TRT günüm. 80'ler az önce bitti. Ben bloğa yazarken, kanal TRT'de takılı kalmış, kendi kendine çalışıyor tv. Kafamı bir kaldırdım: Şu anda TRT'de TOP GUN filmi var. Taaa üniverstedeydik bu film vizyona girdiğinde. Müzikler, Tom Cruise, kıyafetler, Tom Cruise, at gibi motorsikletler, Tom Cruise, spor arabalar, Tom Cruise, güzel kadınlar, Tom Cruise, güzel mekanlar,Tom Cruise ve ille de Tom Cruise için izlemiştik. 1986 yapımıymış, nette araştırdım az önce. Ama biz sanırım 1989'da falan izlemiştik. Konu monu kalmamış zihnimde, sadece esas oğlanın "yapılamaz" denilen bir şeyi havada yapıp esas kızı kendine aşık ettiğini, bir uçuşta da ekip arkadaşlarından birini kaybettiğini hatırlıyorum. Bu yer elmasından irice, tıfıl oğlanda ne bulmuşuz bilmem o zamanlar. Ama şu anda kötü bir seslendirme ve arka fona beceriksizce ve yetersizce iliştirilen müzik sayesinde "TİSKİNDİM HAA" (bu cümleyi Avrupa Yakası'nın Dilber Halası söylemiş gibi düşünün lütfen).


Aslında filmde daha karizmatik ve yakışıklı adamlar da yok değilmiş hani. Anacım insanda şans olacak. Enin boyun hikaye. Bir de filmin başından sonuna sakız çiğniyor herif. Yüzüne karşı bir balon üfürmediği kalan üstü subay da, ona uçuşta yardımcısı olmayı teklif ediyor. Bizim Hava Kuvvetleri'nde de, bu, böyle midir acaba? Mesela bir hava üsteğmen bir hava yarbayın karşısında sakız çiğner mi? Mesela ben de Sağlık Müdürünün, hatta dahası var, Sağlık Bakanının karşısında sakız çiğnesem ayıp olur mu acaba? Saçmalıyorum, evet yorgunum.



Bir de dipnot düşeyim; filmin müziği çok beğenilmişti ya, Gülden Karaböcek Amerika'da bu müziğe "Beni bana ver" diye saçma sapan sözler uydurup şarkı yapmıştı. Amerika'da pişirdiği bu şarkıyı Türkiye'de kaç kişi severek yedi bilmiyorum. Yaşıtlarımız bilirler de, google amca bile unutmadan bu filmin müziğini, bir orjinalinden bir de Gülden Karaböcek'ten dinleyiverin bakalım, aradaki 7 farkı bulabilecek misiniz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme