1 Temmuz 2015 Çarşamba

PLANSIZ, SIRASIZ ÖNE GEÇEN HIRKA

Hemen hiç bir alanda planlı programlı çalışamıyorum. Planlı insanlara hayranım, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Hani uzun etek dike etkinliğimiz vardı ya, işte eteklik kumaşlara bakmak üzere elimi attığım kumaş yığınından bir kaç dantel seçerek ayrıldım.   
Senelerdir dolap bekleyen bu dantel kumaşımı daha önce de defalarca ortaya çıkarıp çıkarıp geri kaldırmıştım. Sonra "bir köşede duracağına dikeyim gitsin, iyi bir şey olursa giyerim, olmazsa dolaptan her şekilde bir kumaş eksilmiş olur" diye düşündüm. 
Kumaşı katladım, kat yerine sevdiğim bir hırkamın arka ortasını yerleştirdim, kenar çizgilerini iğneleyerek belirledim. Yan çizgiye ön parçayı denk getirip onun dış hatlarını da iğnelerle belirledim. Böylece yanlarda dikiş de olmayacaktı. Kolları da aynı şekilde çalışıp kestim. Omuzları iğneleyip üzerimde denedim, bir kaç cm kol yuvasını genişletmem gerekti. Tam da bu sırada iftar vakti geldi, nasipse yarın işten gelince dikerim. Fotoğraflardan pek bir şey belli değil ama bitince umarım düzgün bir şey ortaya çıkmış olur da göğsümü gere gere üzerimde görüntülerim. Akşam sıcağı sıcağına instagramda paylaştım, size de göstermesem içim rahat etmeyecekti. Hepinize selamlar ve sevgiler gönderiyorum.



23 Haziran 2015 Salı

MAKSİ ETEK DİKME ETKİNLİĞİ

Sevgili FUNDA ÇAĞLAYAN yeni bir etkinlik başlattı, hep beraber maksi etek dikiyoruz. Ramazan sonu da eteklerimizi Funda Hanım'ın ev sahipliğinde paylaşıyoruz. Ben kendi adıma uzun eteklerden pek hoşlanmıyorum. Diz hizası benim standardımdır. Zaten Funda Hanım da "amaç birlikte bir etkinlik paylaşmak, nasıl istiyorsanız öyle dikebilirsiniz" gibi bir aralık kapı bırakmış. 
Geçen sene bir penye maksi etek almıştım ve seve seve giymiştim. Belli olmaz, belki konuya sadık kalarak uzun etek dikerim, beğenmezsem kısaltırım olur, biter. Sizler de katılmak isterseniz ki muhakkak katılmalısınız; bayram telaşına, Ramazan davetlerinin yoğunluğuna yakalanmadan hemen birer tane etek dikivermelisiniz :) 

22 Haziran 2015 Pazartesi

TAKİPÇİLERİM BENDEN ÜMİDİ KESMİŞ :)

Epey bir süredir sesim soluğum çıkmıyor. Elbette evde boş boş oturmuyorum, dikiş diktiğim de oluyor, örgü ördüğüm de, kitap okuduğum da, yemek yaptığım da. Ama hepimizin zaman zaman girdiği sessiz moda ben de uydum. Blogdan hiç bu kadar uzak kalmamıştım galiba. Benden ümidi kesen bir kaç takipçim ise kapıyı çarpıp, çekip gitmiş:) Üzgünüm onları bunu yapmak zorunda bıraktığım için. Ayrıca gidenlere, artık bloğa dönme vakti geldiğini bana hatırlattıkları için teşekkür de borçluyum. Tabi bu suskunluk devresinde arayıp soranlarım da oldu; özellikle sevgili hulelacığım'a hassasiyeti için teşekkür ediyorum.   
Evdeki iplerle başladığım bir bebek battaniyesi daha... Pembe ip bitmeseydi, şimdiye tamamlanmış olacaktı. Eski ipçimden, firmanın o numaranın rengini değiştirdiğini öğrenmem büyük bir şok oldu benim için. Ama depoya bakacağını söyledi, bir ümit var yani tamamlanması için. Oldu oldu, olmadı kırlent yaparım ben de, "demokrasilerde çareler tükenmez" demişti Rahmetli Demirel, bir zamanlar. Kendimi harap mı edeyim yani :)
Bir daha bu kadar ayrı kalmamak dileğiyle, hepiciğinize sevgiler, saygılar, selamlar, hayırlı ramazanlar diliyorum. 

12 Mart 2015 Perşembe

BEN TUTACAK DİYORUM DERYA BAYKAL MANDALA....

Rengarenk tutacaklar ördüm. Bakar mısınız şu güzelliklere.
Her şey şu alttaki fotoğrafta gördüğümüz en alt sıradaki ortadaki modeli örmemle başladı. Hatta o kadar uydurmasyon bir modeldi ki, sayısını bile belirsiz başladım. Zaten o diğerlerinden biraz daha büyük düştü. Tutacak olmazsa nihale olur, dert mi?
Takım takım seviyorum her şeyi. Bu yüzden çifter çifter ördüm tutacakları. Ama takım olması için ille de aynı model olması gerekmiyor. Bazan sadece renkler takımsa iş tamamdır. 
Renkler, ipler, tığlar ve şişler bir araya gelince, insanda ne stres kalıyor, ne iç sıkıntısı. Tam bir kafa boşaltmaca, tam bir terapi... Şimdi de Derya Baykal bu bir merkezden başlanıp büyüyüp giden motiflere "MANDALA" diyor. Seneler senesi anneler çeyiz örerken aynı zamanda bir çeşit de mandala yaptıklarını bilmemişler. Adına ne derseniz deyin, örün, rahatlayın. İzlememiş olanlar için mandala budur:
Bütün motifleri ikişer tane ördüm ve üst üste koyup çiçek taç yaprakları olacak gibi birleştirdim. Kalın tutacaklar oldular, el yakmazlar kesinlikle.   
Sadece bu şişle örülenler tek parça. Hatırladınız mı 70'lerin, 80'lerin çocukları; anneannelerimiz, babaannelerimiz bu modelden paspaslar örerlerdi. Hatta çaydanlık örtümüz vardı bizim. Kahvaltı sofrasında çaydanlığımız örtüsüne bürünerek arz-ı endam ederdi de bir havası olurdu. O zamanlar Brezilyalı, Arjantinli ve Portekizli hanımlar henüz bu çok lüzumlu ev aksesuarını keşfetmemişlerdi :) 
Üst üste dizilince kule gibi oldular. Bakalım kimlerin mutfaklarını şenlendirecekler?  

10 Mart 2015 Salı

AYNA AYNA SÖYLE BANA!

Ayda bir buluştuğumuz küçük bir arkadaş gurubumuz var. Aslında ayda bir diyoruz ama bazan 1,5-2 ayda bir toplandığımız da olabiliyor. Malum herkesin bir hayat telaşı var.
Bu sefer kıştı, yarı yıl tatiliydi derken, arayı iyice açtık, birbirimizi çok özledik. Sonunda pazar günü bizde buluştuk. Günler kısa olunca oturmaya da az zaman kalıyor. Yine de epey sohbet ettik, güzel bir gün geçirdik.
Sürpriz yapmaya bayılan sevgili Birsel'ciğimiz bize, kadınlar günü de olması sebebiyle, birer ayna almış. Aynanın kutusu muhteşem, kendisi muhteşem... Teşekkürler sevgili arkadaşım. Şimdi aynaya bakıp bakıp o meşhur repliği yineliyorum: "Ayna ayna, söyle bana en güzel kim bu odada?". Canım, elbette bilerek sorgulamayı "dünyada" değil de "odada" yapıyorum, malum evde benden başka "bağyan" yok, kendi çöplüğünde öterek işi garantiye almak lazım değil mi?  
Size aynadan her zaman oturduğum ve bu aralar ha bire örüp durduğum renkli iplerimi de ucundan azıcık göstereyim. Bööööyle fırdolayı dantel örmek bir çeşit "mandala" imiş. Derya Baykal'ı bazı akşamlar evde internetten takip ediyorum, ondan öğrendim. Demek bunun için rahatlıyoruz, gevşiyoruz, huzur buluyoruz tığda, şişte, iplikte. Mandala ha, vay arkadaş dantel dantel terapi örüyoruz da haberimiz yok, iyi mi?

26 Şubat 2015 Perşembe

PUANTİYE AŞKINA!

Bir önceki bluzla aynı kalıptan diktim. Takdir edersiniz ki bir dikiş sever olmam, aynı zamanda kalıp çıkarmayı sevmemi gerektirmez. Madem o kadar emek çekip bir kalıp çıkardım, bir kaç tane kıyafeti bununla dikebilmeliyim. 
Önceki yazımda da kalıbın biraz bol olduğunu söylemiştim. Abartmıyormuşum değil mi? Bir de ne gerekse önünü arkaya göre 10 cm kadar kısa kestim. Yanlardan zaten birazcık daha içeri girmiştim. Daha fazla kalıpla oynamak yerine bir de kemerle denemeye karar verdim. Kemerlere veda edeli epey seneler oluyor. Ama sevip de atamadığım bir kaç kemerim hala daha dolabımda duruyormuş, onlardan birini kullandım fena da olmadı sanki. Belki önünü kısa kesmeseydim, beline bebe lastiği de geçebilirdim. 
 
Bu kalıbın en güzel tarafı yakası bence. Zaten fazla da bir numarası yok. Kumaş ve desen de güzel olursa, değmeyin keyiflere. Kumaşlar yine bursakumaspazari adresinden gelenlerden. Puantiyeleri bir arada kullanmak istedim burada. Çünkü kumaşlar da renkler de tam uygun. 
Hafta sonu pek bir şey yapabilir miyim, bilemiyorum. Aslında niyetim, kabanlık mantoluk kumaşlarımı dikip dolabı hacimce azaltmaktı ama elim bir türlü gitmedi. Sanırım yaka kısmındaki kumaş katlarının oluşturduğu kalın yerden korkuyorum, zorlanıyorum o kısımda çünkü. Ayrıca en yakına aldığım hedeflerimden biri de bir kaç tane baharlık ceket dikmek. Proje, proje, proje...Keşke bunları hemen icraata dökebilsem. 


24 Şubat 2015 Salı

YENİ KUMAŞLAR VE 2. BLUZ ...

KASIM-2014 
MODEL 105 TEKNİK ÇİZİMLER VE AÇIKLAMALAR
Derginin iç sayfalarında dikiş okulu var, resimleriyle, açıklamalarıyla nasıl dikileceğini anlamamak mümkün değil. 
Bursakumaspazari'ndan aldığım puantiyeli krepten bir bluz dikmek istedim. Kolay bir model olması gerekiyordu, çünkü ilham perilerimi kızdırırsam bir daha ne zaman gelecekleri belli olmazdı. 
Sonunda pek çok bloger arkadaşın diktiği ve ne zamandır benim de dikmek istediğim bu modelde karar kıldım. Arka yaka açıklığını yapmadım. Kafam oldukça rahat girip çıkıyor zaten, neden bir de açıklıkla uğraşayım değil mi? Ayrıca beden boyunu 10 cm kadar, kol boyunu ise "kafama göre" cm kadar uzattım. Aslında kolları kıvırıp yukarıda toparlamak için bir çift uzun şerit de eklemek istemiştim ama unuttum, belki daha sonra yine yaparım.   
Yakada bir A plesi var. Aşağıya doğru da genişliyor mudur nedir, biraz bol oldu. Ben de her iki yandan 1'er cm daha içeri girmek zorunda kaldım. 
Kolye ve küpeleri puantiyeye uysun diye kullandım, bilmem görebiliyor musunuz? Size bu takılarımın hikayesini de anlatayım: Mezuniyet balosunda kullanmak üzere almıştım. O zamana kadar bir bujiteriye kıydığım en sıkı parayı vermiştim. Amaaaan, nasıl olsa mezun oluyordum, çalışma hayatına atılıyordum, gelsin paralardı, bu da benim okul yıllarımdaki ilk, tek ve son hovardalığım oluversindi :) Öyle de oldu. O zamandan beri o kadar çok kullandım ki artık manevi değeri; o zamanlar benim öğrenci bütçemde açtığı anlamlı delikle maddi değerinin çok üzerine çıktı. Efsane kolyem bujiteri de olsa artık bir antika olma yolunda :)

23 Şubat 2015 Pazartesi

ESKİLER BEKLEYEDURSUN, YENİ KUMAŞLAR ALDIM, DİKTİM BİLE :)

İnternette eski burdaları alan arkadaşlar görüyorum. Bu dergiyi de tavsiye ediyorum. Ben bir kaç modelini daha önce kullanmıştım. Eylül 2007 burdası.
Bu basit kesimli bluzu 3 yıl evvel esnek bir kumaşla dikmiştim. Bu sefer krep kumaş kullandım, sorun olmadı. Yalnız fotoğrafta göründüğü gibi hanım hanımcık, derli toplu bir kesim değil. Aklınızda bulunsun, ön yaka açıklığını 4-5 cm kadar yukarı kaydırdım. Yine içindeki top görünümlü parçayı da aynı şekilde 4-5 cm daha yukarı aldım. Bunun dışında dikişi son derece kolay, anlatımı anlaşılır.Esnek kumaşla dikerseniz, giyip çıkarırken daha konforlu oluyor. 
 Modele bir de çizimlerinden bakmak isteyeceğinizi düşündüm. Gerçi gece ve az ışık alan bir yerde, üstelik parlamasın diye flaşsız çektiğim için biraz karanlık gibi. Yine de sağ tıkladığınızda fotoğraflarımın büyüdüğünü söyleyebilirim.
 Gelelim yeni kumaşlar meselesine. Epeydir instagramda bazı dostları izlerken bursakumaspazari'nı  da takibe almıştım. Aman Allahım insanı deli ediyorlar, ne kumaşlar, ne kumaşlar. Bir de espritüel instagram yöneticisi var ki sormayın. Neyse sonunda oradan alışveriş yapıp memnun kalmış instagram dostlarına güvenerek ben de ilk siparişimi verdim. Cuma günü parasını havale edecektim. Ama bu aralar her gün olduğu gibi çok yoğun bir gün daha geçirdik ve ben para transferini geç hatırladım. Havale akşam 5'ten sonraya kalınca paralarını alamadılar. Buna rağmen kumaşları kargoya verdiler. Hava şartları o kadar kötü olmasaydı, cumartesi kumaşlarımı almış olacaktım, pazartesiye kaldı. Annem de beğendi ki kendisi biraz zor beğenir. Bana da bu hafta dikmek düştü. 
Özellikle şunu çok iyi anladım ki, ne zaman dikiş dikiyorsam o zaman çok yoğun iş temposunda oluyorum. Demek ki dikiş benim rahatlama yöntemim. Üstelik o kadar rahatlamaya ihtiyacım varmış ki, bu hafta 3 bluz birden diktim. Tamam, modelleri kolay olabilir ama Haticeye değil, neticeye bakın siz :) Diğer bluzları da yazılarını hazırlar hazırlamaz yayınlarım artık..

12 Şubat 2015 Perşembe

UZAKLARDAN SELAM GELDİ :)

Bir kaç haftadır hummalı bir şekilde çalışıyoruz. Bugün de tam işlere yoğunlaşmış, kendimizden geçmiş bir vaziyetteyken, kurumun evrak işlerine bakan arkadaş elinde bir paketle çıktı geldi. Koca paket banaymış, bıraktı gitti. Böyle bir paket geldiyse, içinden kim bilir hangi hastaneden nasıl bir iş daha gelmişti? 
Sonra bir de fark ettim ki, paketin üzerindeki bazı yazılar Kiril Alfabesiyle yazılmıştı. Bildiğim kadarıyla bizim hastanelerde çalışan ve birlikte iş yaptığımız arkadaşlarımızın hiç biri Kiril Alfabesini bilmiyordu. 
Paketim gelse gelse, BUZLAR KRALİÇESİ arkadaşım sevgili Meri'den ve Belarus'dan gelmiş olabilirdi. Bir kaç hafta önce bahsi geçmişti bu dergilerin. Adresimi sorduğunda, doğrusu şimdi göndermesini hiç beklemiyordum. Belki yazın Türkiye'ye geldiğinde falan gönderecektir diye düşünmüştüm. Kim bilir, tatile giderken buralara da uğrayabilirlerdi belki, bir bardak çayımız nasip olurdu hem de. Aman nasıl iyi geldi bu paket hepimize de. Arkadaşlarımı bile mutlu etti, benden başka. Özellikle taaa uzaklardan, Belaruslardan bir paket; ancak bu kadar ihtiyaç duyulan bir günde gelebilirdi. Havamızı dağıttı, neşelendik. Hayatımızın ağır rutinine bir virgül koyduk.   
Akşam eve gelip dinlenme saatlerine geçince, dergilerime bir de çay eşliğinde tadını çıkara çıkara baktım. Pakette 3 tane de değişik boy terzi cetveli vardı ki, yeniden dikişe oturmak için hevesimi artırdılar. 
Dergilerden bir kaç modeli kuzenler ve yeğenler için seçtim bile. Kendime de -eğer zayıflayabilirsem- şu alttaki süveteri seçtim. Ayrıca çok güzel bir sürü model daha var ki "keşke gün 24 saat değil de 48 saat olsa" veya "keşke part-time bir işim olsa" gibi şeyler düşünmeden edemiyorum. 
 
Altta bir bluzun yakasının farklı kullanılışla kapüşon da olabildiğini görüyoruz. Kolay ama çok etkili bir model. 

Şu alttaki şalın tek numarası ise ipi. Zannederim bulet iple daha düz bir ipi kombinlemişler. Bir ara yüncüye uğrayıp buklet iplerin renklerine bakmalı...  
Teyzoş alttaki sayfa senin için. Kızlara birer tane ör bunlardan. Tabi torun bakmaktan başın selamete ererse :)
Alttaki sakallı ipler ise iç sayfa yakışıklısı olarak duruyorlardı. Sadece kendime saklayamazdım bu esprili etiketi olan ipleri.   
 
Sevgili Meri sayende çok güzel ve mutlu bir gün geçirdim. Soğuk Belarus'tan sıcacık yüreğini göndermişsin, aldım kabul ettim. Sen de benim en içten sevgilerimi ve samimiyetimi kabul et lütfen. Kim bilir bir gün, belki Belarus'ta, belki Afyonkarahisar'da yüz yüze de görüşebilmek ümidiyle...

6 Şubat 2015 Cuma

YELEK ETKİNLİĞİ VE DİKTİM DİKTİM GİYDİM ARKADAŞIMA SELAMLAR..

Sevgili DİKTİM DİKTİM GİYDİM bloğu sahibi arkadaşım yelek dikme etkinliği düzenlemişti.  
Bu etkinlik için 2 yelek modeli belirledim, hemen kalıpları çıkardım. Yeleklerden birini, bir projeden kalan suni deriden kestim. Dikiş işi de 2 gecede bitti sayılır ama yeleği çevirip dış kenarlarını çerçevelemeye çalıştığımda işin rengi değişti. Benim York Düşesi Singer dikiş makinam yine su koyverdi.  
Bu arada tatilde annesine giden ve beni de deriiin bir gevşemeye sevkeden sevgili DİKTİM DİKTİM GİYDİM ÖĞRETMENİM , beklediğimden erken dönmesin mi? Amaniiiin, bende bir telaş, valla bütünlemeye kalıvereceğim diye ödüm koptu.
Hafta sonu annemlere götürüp babamın sanayi dikiş makinasında işi bitirmeye karar verdim. Sanayi makinaları çok hızlı. Ben alışık değilim, ayağımı pedala dokunmamla makina fırlıyor. Baktı babam benim sanayide istidadım yok, dümene kendisi geçip işi bitirdi sağolsun.  
Bu akşam iş çıkışı düğme almaya gittim. Beni çarşıya götüren oğlum bu manifatura, ipçi, düğmeci alışverişlerimden nefret ediyor. İşimi çabuk bitirmeye baktım. Hakiki deri ceketlerin düğmelerine benzeyen standart düğmelerin yanı sıra bir çok düğme arasından bunları beğendim. 
Yeleğin içine çıtçıt diktim. Düğmelerin ilikleme fonksyonu yok yani.  
Sevgili arkadaşım ellerine sağlık düzenlediğin etkinlik için, çok güzel çalışmalar çıktı ortaya. Umarım bir kanaat notu olsun verirsin. Yeni etkinliklerde görüşmek üzere, sevgilerimle...