31 Temmuz 2015 Cuma

YENİ HEYECANLAR

Her şey 6 tane lacivert zincirin el ele verip bir halka oluşturmaya karar vermesiyle başladı. 
Laciverte fuşya ve fıstık yeşil de kulak verdi. Beyazla birleştiler ve ortaya yeni bir iş çıktı. 
Devamı geliyor elbette. Birazcık daha ilerlesin, hepsini gösteririm sizlere.  

27 Temmuz 2015 Pazartesi

DİKMEYE CESARET ETMESİ, DİKMESİNDEN UZUN SÜREN MAKSİ ETEK

Bu maksi etek fikrine alışmam biraz vaktimi almış olsa da 1,5-2 saat gibi kısa bir sürede dikip bitirdim. Eteği kalıp çıkarmadan, ölçüp topluiğne ile kumaşa işaretleyerek kesip diktim. Ne kadar düzgün keserseniz kesin, kloş etek muhakkak verev kısımdan sarkma yapıyor. Üzerime giydim, kendi etrafımda minik minik döndüm, bu esnada annemle babam da yere koydukları bir cetvelle işaret alarak sarkmaları toparlamama yardım ettiler, sağ olsunlar.
 Bir sürü fotoğraf çekti oğlumla eşim içlerinden eli yüzü düzgün bir kaçını sizlerle paylaşıyorum. Funda Hanım'a etkinlik için teşekkür ediyorum.
Böyle kloş bir etek giyince, kendi etrafında fır dönme ihtiyacı sadece bende mi var, size de öyle oluyor mu? Oğlum "çekerim bak!" diye uyardı. "Çek!" dedim :)
Bu da son bir kaç yazımda adet haline getirdiğim gülümdür efendim. Gül gibi arkadaşlarıma "pembe gönlüm sende" gülü gelsin o zaman, çünkü sevgilerimi de göndereceğim şimdi size, topluca kabul ediverin artık :)


24 Temmuz 2015 Cuma

SİZ BUNLARI GÖRMEMİŞTİNİZ AMAAAA!

Bazan bir şevk geliyor ve örüyorum. Hatta başladığımda ne ördüğüme dair bir fikrimin olmadığı da çok vakidir. Sonuçta ortaya tek bir şey çıkıyor ve ben bunun versiyonlarını üretmeye başlıyorum.
Bazan renkleriyle, bazan modelleriyle, bazan ebatlarıyla, bazan da şekilleriyle oynuyorum. Bir koleksiyon gibi düşünün. Hatta durun, ben de düşüneyim, bildiğiniz koleksiyon işte!  
Bu seriye tutacak temasıyla başlamıştım. Yeterince tutacak ördüğüme kanaat getirmiş olmalıyım ki, iş kendiliğinden gözlük kılıfı rotasına kaydı. Ama yola çıkarken hedefim gözlük kılıfı örmek miydi, o konuda derin şüphelerim var :)
Son tahlilde (tvde akademisyenler tartışıyor, bir hocam ha bire "son tahlilde" diyor, ben de cümle içinde kullanmasam eksik kalırım mazallah), meydana çıkan "şey" lerden memnun kaldım. Ben sevdiysem arkadaşlarım da sevebilirler, hem de kendimden bir hediye vermiş olurum diye, hemşireler gününde, çalıştığım birimdeki hemşire arkadaşlarıma paketler hazırladım. Tam da beklediğim gibi çok hoşlandılar. Seneye nasıl bir performans göstereceğimi bilmiyorum, şimdiden çalışmaya başlasam iyi olur. Son tahlilde örmek kolay, fikir üretmek zor (bakın, bir kere daha kullandım, mutluyum, gururluyum, akademik başarımla değilse bile terminolojiyi kullanımımla hocama yaklaşmak üzereyim).

20 Temmuz 2015 Pazartesi

HAKKIMDAKİ 11 ŞEY

Adadeniz bloğunun sahibi, çalışkan, güzel insan, sevgili Saadet Hanımcığım beni etiketlemiş. Sanırım "mim" denilen şey bu oluyor. Davete icabet etmek istedim. Sıkıldığınız yerde bırakabilirsiniz, hiç gönül koymam, sevgili arkadaşlarım :)

1.En sevmediğin özelliğin / özelliklerin? 
Plansızım, çabuk sıkılıyorum, zaman mefhumum yok, gece çok geç yatıyorum, düzenli beslenemeyi ve spor yapmayı sevmiyorum. İçkim kumarım yok ama epey kötü özelliklerim varmış.

2.Hayalindeki meslek ve nedeni? 
Küçükken öğretmen olmak istiyordum. Üstelik bu benim ilk meslek hayalimdi. Ama sağ olsunlar lisede kendi mesleklerini sevmeyen öğretmenlerim "siz başarılı çocuklarsınız, puanlarınızı yazık etmeyin, doktor olun, mühendis olun, avukat, hakim olun" diye gaza getirdiler, eczacı oldum. O zamanlar öğretmenliklerin puanları düşüktü. Yata kalka öğretmen olurdum. Atama derdi öyle şimdiki kadar kabus değildi, iyi kötü atanırdım da zannımca. Hatta şimdiki aklım olsa kız mesleğe gider meslek okulu okur, dikiş öğretmeni falan bile olabilirdim. Öğretmenlik kolay diye değil, benimki bir parça "Ölü Ozanlar Derneği" sendromu gibi bir şey. Tabi öğretmenlerim kızmasınlar ama; şu 3 ay (yahu hadi 2 ay olsun, bak 1 aydan aşağı inmem) yaz tatili, şubat tatili ve kar yağdı tatili de "içimde fesatlık unsuru yapmaz" desem yalan olur :)
Sonra sanatın bir dalıyla uğraşabilirdim. 
Veya mimarlık okuyabilirdim. 
Hele, televizyon dünyasında programcı olsam ne iyi olurdu. 
Benden bir Derya Baykal çıkar mıydı? 
Görüyorsunuz öğretmenlik dışında ayakları yere basan bir hevesim yokmuş. İyi ki eczacı olmuşum bu durumda.

3-Neden blog yazmaya başladın? 
Hep ben mi başkalarını takip edecektim? Peki benim içimde birikenler nasıl deşarj olacaktı? Ben blog yazmayayımdı da kim yazsındı? 

4-Sana şans getirdiğini düşündüğün bir şeyin var mı?(obje,hareket ,kişi vs.her şey olabilir.) 
Böyle tabularım, totemlerim olmaması için azami dikkat gösteriyorum. Sihirli dünyalar istemem ben.

5-Diyelim ki piyangodan yüklü bir para çıktı. Yapacağın şey(ler) ne olurdu?
Benim parayla işim olmaz. Harcayabileceğimden fazla paraya kafam basmaz. Alışverişe çıkıp bir seferde ve sıkılıncaya kadar, harcayabileceğim maksimum paranın üstüyle, cüzdanımdaki 50 TL arasında fazla bir anlam farkı yoktur. Genelde cüzdanımda para bile olmaz. Bu yüzden olsa gerek, "Nurten parayı mundar eder, kıymetini bilmez" diye, bana amorti dışında ikramiye gönderilmemiştir bu güne kadar. Hayattan tüm aldıklarımız hak ettiklerimiz olsun bence.

6-Moralin bozukken kendini şenlendirmek için yaptığın bir şey var mı ? 
Bilemedim şimdi. Hatırlarsam yazayım ama genellikle o moral bozukluğunu dibine kadar yaşayıp dipten çıkanlardanım sanırım. Geçiştirsen, geçiştirsen nereye kadar geçer?

7- En çok görmek istediğiniz şehir ülke?
O kadar fazla ki! Ruhu olan tüm eski şehirleri, enerjisi pik yapmış teknolojik, yeni şehirleri, antik kentleri ve Kutsal toprakları görmek istiyorum. 

8- Issız bir adada yanınıza almak isteyeceğiniz 3 şey?
"O kadar yorgunum ki, ıssız bir adaya düşsem yanıma almak istediğim 3 şeyi bile almam" diyen bir söz okumuştum :) Bir kaç sene önce iş yerinde, haftalar ve aylar boyu çok yorulduğum bir ara, doktor arkadaşlardan birine beni hastaneye yatırmasını rica edeyim, yanıma da bir kaç kitap alıp bir kaç gün kendimi dünyadan soyutlayayım istemiştim. Sanki sesim duyuldu ve o gece ben hakikaten ağır bir gribe yakalandım. Hastanede yatmadım ama evde çok zor bir hafta geçirdim, raporlu olarak. Issız bir adaya düşme senaryosu mu? Ben almayayım lütfen :) 

9-Ölmeden önce yapılacaklar listesindeki 3 madde?
Ohoooo ben kendimi 3 maddeyle sınırlayamam ki!

10- Bir dalga olsaydınız nereye vurma isterdiniz?
Karadeniz kıyıları iyi gibi, hazır oraya vurmuşken bir de Karadeniz turu attırırım, tam olur :)

11- Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız, o an aklınıza ne gelir? 
Yükseklik korkum var benim. Ne işim var uçurumun başında? Selevat getiririm zaar :)

Mimi devam ettirmek isteyenler buyursunlar lütfen; sevgilerimle...

19 Temmuz 2015 Pazar

BLUZUMU GİYDİM, BAYRAMLAŞMAYA GİTTİM.

Bluzumun kumaşı desenli krep. Sevgili Funda Çağlayan'ın maksi etek dikme etkinliği için aldığım etek kumaşının artanıyla tasarladım. Kumaştan daha vardı ama desene boğulmasın diye kollarıyla arkasında ve ön patta kırık beyaz düz krep kullandım. Bir önceki yazımda nasıl yaptığımı anlatmaya çalışmıştım.
Aslına bakarsanız bermuda pantolonu da geçen sene kendim diktim. O da krep kumaş ama pantolonluk ve bluz kumaşına göre elbette daha kalın.  
Ne güzel bir taç yaprağı dizilişi ve ne güzel bir rengi var değil mi? Bahçemizden, bu senenin güllerinden, bir tane daha gönderiyorum sizlere. 

14 Temmuz 2015 Salı

İŞYERİNDE İNTERNET GİDERSE NE YAPILIR?

Uzunca bir zamandır iş yerinde internet hızımız düşük. Üstelik yoğunluktan yeri geliyor bir gazete e-sayfası bile açmadan akşam eve gidiyoruz. İşte bu gibi bir çok sebeple, çoktandır iş yerinde bloğa da girmiyorum. Dün bir ara bloğa bakayım dedim, meğer blogları da engellemişler, zaten istesem de giremiyormuşum. 
Neyse, bugün o kısıtlı internet de gidip bir türlü gelemeyince, sisteme de giremedik ve yaklaşık 30 dakika "işsiz kaldık". Bünye boş durmaya alışık olmayınca, yanlış yazılmış ama karalama yapmak için saklanmış kağıtlara çizimler yaptım. Bu bluzu instagramda paylaşmıştım ve nasıl yaptığıma dair sorular gelmişti. Belki birilerinin işine yarar diye blogda da paylaşayım istedim. Aslında daha bir sürü dikilmiş kıyafetim var ama fotoğraflanacaklar. Sonra sizlerle yine paylaşırım. Şimdilik bluzun yapılışını vereyim. Fotoğrafları sağ tıklarsanız büyür ve  şahane yazımı daha kolay okumanıza yardımcı olur :)



Bu çiçek de benden sizlere gelsin hanımlar. Bahçemizin gülüdür. Bu sene değişik renklere merak sardık. Bir kaç farklı renk gül aldık. Sarı, turuncu, beyaz ve çok açık pembe yeni güllerimiz oldu. 
Daha bir sürü paylaşımım olacak ilerleyen günlerde. Hepsi birer fotoğrafa bakıyor, beni takip etmeye devam edin anacıııım :) 

1 Temmuz 2015 Çarşamba

PLANSIZ, SIRASIZ ÖNE GEÇEN HIRKA

Hemen hiç bir alanda planlı programlı çalışamıyorum. Planlı insanlara hayranım, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Hani uzun etek dike etkinliğimiz vardı ya, işte eteklik kumaşlara bakmak üzere elimi attığım kumaş yığınından bir kaç dantel seçerek ayrıldım.   
Senelerdir dolap bekleyen bu dantel kumaşımı daha önce de defalarca ortaya çıkarıp çıkarıp geri kaldırmıştım. Sonra "bir köşede duracağına dikeyim gitsin, iyi bir şey olursa giyerim, olmazsa dolaptan her şekilde bir kumaş eksilmiş olur" diye düşündüm. 
Kumaşı katladım, kat yerine sevdiğim bir hırkamın arka ortasını yerleştirdim, kenar çizgilerini iğneleyerek belirledim. Yan çizgiye ön parçayı denk getirip onun dış hatlarını da iğnelerle belirledim. Böylece yanlarda dikiş de olmayacaktı. Kolları da aynı şekilde çalışıp kestim. Omuzları iğneleyip üzerimde denedim, bir kaç cm kol yuvasını genişletmem gerekti. Tam da bu sırada iftar vakti geldi, nasipse yarın işten gelince dikerim. Fotoğraflardan pek bir şey belli değil ama bitince umarım düzgün bir şey ortaya çıkmış olur da göğsümü gere gere üzerimde görüntülerim. Akşam sıcağı sıcağına instagramda paylaştım, size de göstermesem içim rahat etmeyecekti. Hepinize selamlar ve sevgiler gönderiyorum.



23 Haziran 2015 Salı

MAKSİ ETEK DİKME ETKİNLİĞİ

Sevgili FUNDA ÇAĞLAYAN yeni bir etkinlik başlattı, hep beraber maksi etek dikiyoruz. Ramazan sonu da eteklerimizi Funda Hanım'ın ev sahipliğinde paylaşıyoruz. Ben kendi adıma uzun eteklerden pek hoşlanmıyorum. Diz hizası benim standardımdır. Zaten Funda Hanım da "amaç birlikte bir etkinlik paylaşmak, nasıl istiyorsanız öyle dikebilirsiniz" gibi bir aralık kapı bırakmış. 
Geçen sene bir penye maksi etek almıştım ve seve seve giymiştim. Belli olmaz, belki konuya sadık kalarak uzun etek dikerim, beğenmezsem kısaltırım olur, biter. Sizler de katılmak isterseniz ki muhakkak katılmalısınız; bayram telaşına, Ramazan davetlerinin yoğunluğuna yakalanmadan hemen birer tane etek dikivermelisiniz :) 

22 Haziran 2015 Pazartesi

TAKİPÇİLERİM BENDEN ÜMİDİ KESMİŞ :)

Epey bir süredir sesim soluğum çıkmıyor. Elbette evde boş boş oturmuyorum, dikiş diktiğim de oluyor, örgü ördüğüm de, kitap okuduğum da, yemek yaptığım da. Ama hepimizin zaman zaman girdiği sessiz moda ben de uydum. Blogdan hiç bu kadar uzak kalmamıştım galiba. Benden ümidi kesen bir kaç takipçim ise kapıyı çarpıp, çekip gitmiş:) Üzgünüm onları bunu yapmak zorunda bıraktığım için. Ayrıca gidenlere, artık bloğa dönme vakti geldiğini bana hatırlattıkları için teşekkür de borçluyum. Tabi bu suskunluk devresinde arayıp soranlarım da oldu; özellikle sevgili hulelacığım'a hassasiyeti için teşekkür ediyorum.   
Evdeki iplerle başladığım bir bebek battaniyesi daha... Pembe ip bitmeseydi, şimdiye tamamlanmış olacaktı. Eski ipçimden, firmanın o numaranın rengini değiştirdiğini öğrenmem büyük bir şok oldu benim için. Ama depoya bakacağını söyledi, bir ümit var yani tamamlanması için. Oldu oldu, olmadı kırlent yaparım ben de, "demokrasilerde çareler tükenmez" demişti Rahmetli Demirel, bir zamanlar. Kendimi harap mı edeyim yani :)
Bir daha bu kadar ayrı kalmamak dileğiyle, hepiciğinize sevgiler, saygılar, selamlar, hayırlı ramazanlar diliyorum. 

12 Mart 2015 Perşembe

BEN TUTACAK DİYORUM DERYA BAYKAL MANDALA....

Rengarenk tutacaklar ördüm. Bakar mısınız şu güzelliklere.
Her şey şu alttaki fotoğrafta gördüğümüz en alt sıradaki ortadaki modeli örmemle başladı. Hatta o kadar uydurmasyon bir modeldi ki, sayısını bile belirsiz başladım. Zaten o diğerlerinden biraz daha büyük düştü. Tutacak olmazsa nihale olur, dert mi?
Takım takım seviyorum her şeyi. Bu yüzden çifter çifter ördüm tutacakları. Ama takım olması için ille de aynı model olması gerekmiyor. Bazan sadece renkler takımsa iş tamamdır. 
Renkler, ipler, tığlar ve şişler bir araya gelince, insanda ne stres kalıyor, ne iç sıkıntısı. Tam bir kafa boşaltmaca, tam bir terapi... Şimdi de Derya Baykal bu bir merkezden başlanıp büyüyüp giden motiflere "MANDALA" diyor. Seneler senesi anneler çeyiz örerken aynı zamanda bir çeşit de mandala yaptıklarını bilmemişler. Adına ne derseniz deyin, örün, rahatlayın. İzlememiş olanlar için mandala budur:
Bütün motifleri ikişer tane ördüm ve üst üste koyup çiçek taç yaprakları olacak gibi birleştirdim. Kalın tutacaklar oldular, el yakmazlar kesinlikle.   
Sadece bu şişle örülenler tek parça. Hatırladınız mı 70'lerin, 80'lerin çocukları; anneannelerimiz, babaannelerimiz bu modelden paspaslar örerlerdi. Hatta çaydanlık örtümüz vardı bizim. Kahvaltı sofrasında çaydanlığımız örtüsüne bürünerek arz-ı endam ederdi de bir havası olurdu. O zamanlar Brezilyalı, Arjantinli ve Portekizli hanımlar henüz bu çok lüzumlu ev aksesuarını keşfetmemişlerdi :) 
Üst üste dizilince kule gibi oldular. Bakalım kimlerin mutfaklarını şenlendirecekler?