6 Mayıs 2016 Cuma

AYNEN, YANİ, KESİNLİKLE, NOKTASINDA, ANLADIN MIIII

Bu yazımda resim yok. Sıkılanlar okumadan geçebilirler. Ama okunursa kelebek etkisi yaratabilir miyim diye ümitlerim var. İlerde güzel bir çorbamız olursa, benim de tuzum vardı diyebilirim, kim bilir? 
NOT: kendi alanım dışında bir konuda, adeta ahkam keserken, inşallah hata yapmam diye dua ediyorum. 
  • Az kitap okuyan, hatta geneli okumayan bir millet olduğumuz için, eskiden beri sınırlı sayıda kelimeyle konuşup yazıştığımız söylenir durur. En evvelinde çok utanılacak, gelecek içinse çok endişelenilecek bir durum elbette. Bu zayıf alt yapıyla teknolojinin en üstünlerine erişmek ise bizi muasır medeniyet seviyesine taşımaktan ziyade; üzerinde yaşadığımız belalı coğrafyaya komşu zengin ama görgüsüz milletlere yaklaştırıyor. 
  • Okumayan nesil derdini ve kendini ifade etmek için kelime bulmakta zorlanıyor. Özellikle kızlarımız Türkçe'nin vurgularını bozarak, diksiyonu yok sayarak, prozodiyi önemsemeyerek ve yaya yaya konuşuyorlar.
  • Yine aynı açmazdaki evlatlarımız, onaylamaya ihtiyaç duyduklarında "aaaayneeen", hafif bir itiraz ama mecburi bir kabulleniş varsa "yaaaani" diyerek ve hayatın bütün anlamını bu iki kifayetsiz kelimenin ardına saklayarak yaşıyorlar. 
  • Lanetli bir başka kelime de "kesinlikle". Tvde yemek yapan bir şef neden şöyle bir cümle kurar ki: " Marullarımızı doğrayıp kesinlikle salata tabağına alıyoruz" Tabağa almayıp ne yapacağız o marulları şefim, kesme tahtasından mı yiyeceğiz?
  • Son bir kaç yıldır ise gündemde, hitabet sanatında hakikaten bir usta olan sayın Cumhurbaşkanımızın, bence zaten bildiği gücünün sınırlarını bir daha görmek için bilinçli bir şekilde icat ettiği "nokta, noktada, noktasında" kelimeleri var. Memurundan amirine, işçisinden tv spikerine, bakanından bakkalına herkes, sanki kelime kıtlığı varmış gibi, sanki düne kadar bu kelimeleri kullanırlarmış gibi, sanki her şeyi tam ve düzgün de bir de bahsettiği bu eften püften konuya koordinat verir gibi "noktasında" diyorlar. Kelimeyi sarf ederken yüzlerindeki ifade "bakın ben de cümle içinde kullanabiliyorum, maddi çıtalarımız farklı olabilir ve hatta aramızda uçurumlar bulunabilir ama terminolojide buluştuk, halkaya dahil oldum, biz olduk" diyor. Üstelik fazla kullanılmaktan cılkı çıkmış bu kelimeyi "aynı cümle içinde ne kadar çok kullanırsam o kadar çok taraf olurum" algısı hakim ki bir dur demek gerekiyor. Arkadaş koca bakan olmuşsun artık daha ne olacaksın? Orjinal olamıyorsan bile yaranmak için taklitçilik yapmanın, yağcılığın da bir sınırı olmalı, insan aynada kendi yüzünden utanabilmeli. 
  • En takıntılı olduğum konulardan biridir "anladın mı" sorusu. Karşımızdaki kim olursa olsun, "anladın mı" denilmemeli. Onun anlayıp anlamadığı konusunda hakikaten şüphemiz varsa "anlatabildim mi" diyebiliriz. Hele kendi anlatımımızla alakalı şüphemiz varsa "anladın mı" demek biraz ayıp olmaz mı? İşin garip tarafı, bu soruya muhatap olduğumda konuşulan konu genellikle osuruktan tayyare sınıfından bir şey oluyor ve beni deli ediyor. 
  • Kitap okumayan bütün insanlarımızın sosyal medyada birer şair, edip, filazof olduğunu fark etmişsinizdir her halde. Olsun, bazı şeyler özenerek de başlar, siz okumayıverirsiniz, o bir sözüyle dünyaları değiştireceğini zannediverir, geçinilir gidilir. Ama bu dostlara bir tavsiyem olacak. Hani bazı kelimeleri ayrı yazılmış görüyorsunuz ya, biz onları canımızın istediği yerden koparmıyoruz, bunun bir takım kuralları var. Hani "Çok güzel bir dantel ellerine sağlık Can'ım" yazıyorsunuz ya, dantel ören hanımın adı Can değilse baş harfini büyük yazıp bir de 'ım diye ayırmayın. "Okul dan eve gelmeden markete uğra dım" yazıyorsunuz ya, ayırmayın onları yazık, özlerler. En iyisi çocuğunuzun dilbilgisi kitaplarını karıştırabilirsiniz, ben oğlumla beraber bütün sözel dersleri yeniden çalıştım. O fıldır fıldır dolaştığınız internette bu konuları araştırabilirsiniz, biz her daim yapıyoruz bunu.
Ders verir gibi yazmak istemedim, sonuçta konunun uzmanı da değilim öğretmen de. Sadece kendi hassas olduğum konuları paylaşayım istedim. Umarım can sıkmamışımdır. Sevgilerimle.

22 yorum:

  1. Hahahaha çok kızmış Nurtennnn ,şimdi kahvaltı yapacağız ama geleceğimm tekrar,uzun uzun konuşacağız :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuşalım öğretmenim. Hakikaten bazen çok kızıyorum. Bu kelimelerin yersiz kullanımları beni çileden çıkarıyor.

      Sil
  2. çok sevdim bu yazıyı çok. aynen kelimesinin milyon çeşit anlama gelebilmesi benim canımı da sıkıyordu ama tüm bu tespitler harika. bu kadar kapsamlı ele alman ki eminim minimumda tutmaya çalıştın yazarken, suyun altında bunun katbekatı var da sen nezaketinden bu kadar yazdın. harikasın sen ya (çok korkuyorum umarım kahvesiz kafayla imla hatası yapmamışımdır).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gonca ne diyorsun sen? Bu yazıyı yazarken o kadar çok düşündüm ki ya bir kelimeyi yanlış yazarsam, ya ifade yanlış olursa, ya yanlış anlamaya meyilli insanlar ille de yanlış anlarlarsa, ya birilerini kırarsam, dökersem... Ama yine moda cümlelerle "farkındalık yaratmak" gerektiğine inandım. Bak hala korkuyorum, bir yerlerde bir hatam var ve biri bu yazıda ağzımın payını verecek gibime geliyor :)

      Sil
  3. Valla benim de en dikkat ettiğim konuya değinmişsiniz. Bu kadar sıkı eğitim verdiğimiz !!! , kurstan kursa koşturduğumuz çocuklarımız daha kendi dillerini konuşamıyor. Çocuk piyano çalıyor, satranç oynuyor düzgün iki cümle edemiyor. Hele o aynen lafı yok mu deli ediyor beni. benim anladığım "seni uzun uzun konuşmaya değer bulmuyorum. Bunu kısa keselim" oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem Hanımcım en son yaşlı bir tanıdığımın ağzından da bu "ayyynen" lafını duydum ya, ben artık gençlere fazla yüklenmemek gerektiğine karar verdim :) Keşke çocuklarımıza ve gençlerimize daha az trigonometri, üslü sayı, serbest atış, periyodik cetvel (gerçi artık ezberlemiyorlarmış), atomların dizilişini öğretsek de her çocuk okulda tiyatro, folklor, edebiyat, sanat, resim, el sanatları, yemek, spor, müzik, hitabet eğitimi alsa. Hatta daha da radikal taleplerim olacak; bu dersler kurs tadında olsa da çocuklar notla değerlendirilmese. Şimdi mecburi seçmeli dersler var ne yazık ki. Kim matematiği veya fiziği seçmeli ders olarak seçer ki? Bilim adamı olsunlar diye ya asosyal, ya da maalesef defolu yaratıklar gibi yetiştirilen evlatlarımız, belki iyi bir edebiyatçı, ressam ya da aşçı olmayı ıskalıyorlar. Nitekim iyiyi bırakın, vasat bir bilim insanı da olamıyorlar. Ama hamdolsun milli eğitimimiz çok iyi çalışıyor; bir şey olamıyorlarsa bu bizim ve çocuklarımızın problemi zaten :)

      Sil
  4. hepsine katılıyorum, özellikle anlamı bilinmeden kullanılan kelimelerle ne kadar komik olduklarının farkında mı acaba insanlar? dahi anlamındaki de/da toplumca kanayan yaramız zaten..
    sizin gibi kızmama rağmen, maalesef "aynen", "yaani" tarzı birkaç kelime benim hayatıma da sızdı:( neyse ki bu kelimeler olmadan da cümle kurabiliyorum:)) dediğiniz gibi, onlar olmadan konuşamayacak bir grup var, üzücü :(
    Bir de plaza turkcesi/ingilizcesi var ki evlere senlik, skeçlere de konu oldu zaten, ona hic girmeyelim:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gökçe sizler gibi bir nesil varken arada, insanın ümitleri de yeniden canlanıyor. Hassasiyetin için teşekkür ediyorum. Plaza ağzı hiç aklıma gelmedi. Çünkü etrafımda plaza tipi insanlar yok, dolayısıyla deneyimim de yok :) Merak ettim şimdi. Sevgilerimle.

      Sil
    2. bahsettiğim skeç şu:
      https://www.youtube.com/watch?v=Za6UIq60Nz0

      Sil
    3. Gökçe hakikaten çok anlamlı bir skeç olmuş :) Çok güldüm ağlanacak halimize :) Ellerine sağlık canım.

      Sil
  5. Dün ağzımdan aynen sözcüğü çıktı nasıl utandım ,hemen ağzıma biber sürdüm :)) En çok huylandığım o çünkü ...Nasıl oluyor da her sözcüğün yerini karşılayabiliyor,her cümleye aynenn,aynenn diye cevap verenler hiç mi düşünmüyorlar,ne yapıyoruz biz,başka sözcük mü yok her şeye aynı sözcükle cevap veriyoruz demiyorlar...Ama canım sanattan ,kültürden,bilimden ne kadar uzaklaştığımızın farkındasındır mutlaka...
    Bu kadar hayranlık duyulan baştaki insanların bir tiyatrodan çıkarken görüntüsünü gördün mü hiç,ya da ellerinde kitaplarla görüntü verdiklerini....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söze ne denir Nuraycım, ben görmedim tiyatrodan veya sinemadan çıkan bir siyasi bizim memlekette. Uzaklaştığımız aslında pozitif düşünebilme, sorgulama yeteneklerimiz. Şimdi siyasilerin itibar ettiği, işlerine gelen kitle kabul toplumu. Akıl yürüten kişilik sahibi insan lazım değil bize. Profili düşük olsun, bizim olsun :)

      Sil
  6. Atıyorum var bir de :) Baktım büyük oğlum üniversite birinci sınıfta ,eve ilk geldiğinde ,her konuşmasında atıyorum diyor,beynimden vurulmuşa döndüm,nasıl söylesem de söylemese diye bir de kara düşündüm...Eeeeee kırılıyorlar bir de :)) Söyledim elbette çok utandı ama bir daha da kullanmadı.
    Nurten yüzlerce öğrenci yetiştirdim,tek derdim hep çok okumaları oldu,bunu başardığım da çok oldu,başaramadığım da ve hala mücadeleye devam ediyorum,her gün tahtaya yanlış kullandıkları sözcükleri yazıyorum,tekrar tekrar söylüyorum :herkez değil,herkes muatap değil muhatap yalnış değil yanlış yanlız değil yalnız öööle değil öyle olmucak değil olmayacak maffolmak değil mahvolmak ..........Pes mi edeceğim elbette hayır,donkişotluğa devam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben gençlerin özellikle sevdikleri öğretmenlerini dinlediklerine inanıyorum. Çünkü oğlumdan biliyorum, bütün lise hayatında matematikteki başarısı o sene dersine giren öğretmenini sevmesiyle doğru orantılı oluyordu. Sözel dersleri anne baba olarak evde destekleyebiliyoruz belki ama matematikte takılıp kalıyoruz, hatta bir süre sonra fizik ve kimyada da. İşte orada öğrencinin dilinden anlayan bir öğretmen geçen sene başka bir öğretmende vasat olan bir öğrenciyi bir sonraki sene başarıya ulaştırabiliyor. Siz öğretmenler dediğin gibi yılmadan onlara rehber olacaksınız. Bizim zamanımızda Donkişot öğretmenler çoktu; yaşayanlardan Allah razı olsun, ölenlere rahmet eylesin. Şimdi de yeni nesil öğretmenlerin bizim öğretmenlerimiz kadar felsefeli, gayretli insanlar olmalarını umuyorum. Her meslekte amaç paranı ay sonunda hesabında görmekten haz duymak olabilir ama öğretmenlikte daha fazlası olmak zorundadır. Ben oğlumun orta okul lise döneminde pek iç açmayan, "seni öğretmen diye gönderenin" şeklinde cümleye başlamak istediğim meslektaşlarınızı da gördüm, ellerini ayaklarını öpmek isteyeceğim öğretmenler de gördüm. Allah iyileri artırsın.

      Sil
  7. Bir de moda Nurtenciğim,facebookta bir sayfa var dikişle ilgili,öğrencim o sayfaya üye etmiş beni.Orda bir yayına bakıyorum,nasıl bozk bir Türkçe ,bilerek bozulmuş ,bütün sözcükler,eğilmiş bükülmüş,binlerce de takipçisi var !!!! O kadar rahatsız oluyorum ki bu yazıları gördüğümde ,deliye dönüyorum adeta...Yapamadım ,çok nazik bir şekilde Türçe konusundaki hassasiyetimi belirttim,keşke bu kadar bozulmasa dedim,tabiki çemkirdi,ben Türkçeye çok hakimim dedi,beni de çıkardı hemen :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooo, Facebook bir efsanedir Nuraycım. Orada bütün akbabalar, serçeler, kargalar kartallık, şahinlik yarışında. Kimseye iyi niyetle bile dokunmayacaksın. Çemkirme ne demek görürsün böyle. Elleme onları onlar öyle, fabrika ayarları bozuk.
      İlim ilim bilmektir,
      İlim kendin bilmektir.
      Sen kendini bilmezsin,
      Ya nice okumaktır?
      dörtlüğündeki kendini bilmeyenlerdir onlar, sen onlarla nasıl başa çıkarsın? Geçmiş olsun :)

      Sil
  8. Bir yazı okumuştum Shakespeare'in kitapları zihni açıyor diye,ilginç gelmişti.Sonra cevabı başka bir bilgide buldum.Shakespeare kitaplarında ayrıcalıklı 60 bin sözcük kullanmış diye....Eeeee biz hangi kitapları okuyoruz,çok zorlamasın,su gibi akıp gitsin,beyni yormasın,düşündürmesin,sorgulatmasın,bir çırpıda bitsin........

    Çok dertliyim çokkkk :((((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah sorma. Öğrenciliğimizde beyaz dizi, pembe dizi serisi kitaplar vardı. Hukuğu 4 senede bitiremeyip devlet yurdundan atılan ve bizim yurtta kalan, son bir kaç dersini de verip 6 yılda bile olsa diploma almaya çalışan büyük kızlar okurdu. Bir kaç kere ben de okumuş ve ne içi boş kitaplar diye düşünmüştüm. Tamam ben hiç bir tane Şekspir okumadım, hatta denk gelmedi bir oyununu da izlemedim ama bu romantik kitapları okuyan kızları pek bir küçümsemiştim. Çocukluk işte. Keşke okunsa da bu basit kitaplar dahi okunsa. Şimdi çok moda kitaplar var, yine seri olarak çıkıyor ve bunlardan ben de alıp zaman zaman kafa dağıtmak için okuyorum. Ama sürekli kitap okumaya çalışan biri olarak aradaki farkları anlayabiliyorum. Sahi biz kaç kelimenin anlamını biliyoruz acaba şimdi bunu da merak ettim.

      Sil
  9. Nurten hanımcım,ortak dilimizin özenle kullanılması,birbirimizi anlamamız açısından çok önemli.Duyarlı-değerli ve yararlı bir yazı olmuş,dilerim herkes alması gereken mesajı almıştır.Bundan sonra biraz daha dikkat eder.Okur-araştırır-öğreniriz.Tekrar kendi adıma teşekkür eder,duyarlılığınız için tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merih HAnımcım hassasiyetimin aşağılama, kötüleme, ayıplama içermediğinin anlaşılmasına çok sevindim. Kaldı ki bu benim ne tarzımdır, ne de haddimdir. Edebiyatçı olmadığım için dil konusunda bilmişlik taslamak istemem çünkü beni aşacağının çok bilincindeyim. Ama dillere pelesenk olan bazı kelimeleri ve yanlış söylemleri, bir kısım insanın kasıtlı bir kısım insanınsa o senenin moda rengini takip eder gibi bilinçsizce kullandığını düşünüyorum. Bu da kuşaklar arası kültür geçişinde sekteye uğramak demektir. Neden dedeyle torun ortak dille konuşamasın, kültür bir sonraki kuşağa bozulmadan iletilemesin ki? Tüm derdim bundan ibarettir. Değerli katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sevgilerimle.

      Sil
  10. Nasil bam telime bastin anlatamam Nurten. Yazini buyuk zevkle okudum, hatta izin verirsen face'de sayfamda paylasmak isterim. Cunku artik sinir olmaya basladim genclerimizin Turkcemizi katletmelerinden. Nuray'in dedigi gibi face'deki bazi gruplardan sirf bu yuzden ayrildim, sinirlerim kaldirmiyor cunku:))
    Birde sesli harfleri kaldirip, sessizlerle kurulan cumleler var ki, ne yazdigini anlamak icin sifre cozucuye falan ihtiyac hasil oluyor, iste o zaman direkt ben cemkiriyorum :))
    Aslinda bu tipleri caktirmadan konusurken videoya alip, sonrasinda izlettireceksin, baska turlu ne kadar komik gorunduklerini anlayamiyorlar maalesef!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevlüdem hoşgeldin bloğuma. Yazımı istediğin yerde kullan tepe tepe canım benim, belki birileri fark eder. Hani demişsin ya gizliden videoya alıp sonra izletelim diye; inan hiç faydası olacağını zannetmiyorum. Çünkü daha dün akşam bir maç öncesi stadyumdan tv ekranına canlı bağlanan, konuşmasından aslında geniş bir kelime haznesine sahip olduğu da belli olan bir spiker kızımız, güzel dilimizi öyle bir eğdi, büktü, yamulttu ki tam da o sırada senin yorumun aklıma geldi. Bu kızımızın daha önce kendine ait her hangi bir videoyu izlememiş olması mümkün müdür? Buna rağmen diksiyonunu düzeltmemişse bizim iki satırlık sevimsiz yazımız onun gibilere ne yapsın? Sanırsın bu spikerler ömürleri boyunca İngiltere'de veya Amerika'da yaşadılar ve onların aksanıyla Türkçe konuşuyorlar. Ama o Türkçemizi katlederken, biz kızımızın aslında İngilizceyi ne kadar iyi bildiğini alt metin olarak anlıyoruz. Spikerlere takmamın sebebi çok geniş kitlelere hitap etmelerinden dolayıdır. Mesela öğretmenler de böyledir. Meslek hayatları boyunca belki binlerce hayata dokunurlar. Onların da bu konularda hassas olmasını beklemek hakkımızdır. Lise 3'te bir edebiyat öğretmenimiz vardı, beyefendinin konuşmalarını anlayamazdık ki anlattıklarını anlayalım. Ağır bir şive ile onu fakülteden mezun edenleri asla affetmiyorum. O yıl, o çok sevdiğim edebiyat dersi bana işkence olmuştu. Allahtan ondan önceki iki senemizdeki edebiyat öğretmenimiz olan bir bayan öğretmenden temelimizi sağlam aldık da edebiyattan soğumadık. Sevgilerimle arkadaşım, her zaman bekliyorum, yazım da emrine amadedir.

      Sil