4 Nisan 2012 Çarşamba

TOKİ HASTANE YAPMASIN

Sabah saat 7. Hastanede yine kanalizasyonun bodrumu bastığı haberini aldık. Eczane de bodrumda... Ayağıma çorap bile giymeden hastaneye gittim. Manzara öncekilerin aynısıydı.Aşağıdaki fotoğraf sık sık zihnimden geçen bir enstantanedir. Çünkü bu aralar hastane eczaneleri, pek çok yeni sıkıntı ile başbaşa kaldı. Kanalizasyon basması da üstüne tuz biber oluyor.
Hastanenin yeni binasını tasarlayan ve hayata geçiren tüm TOKİ ekibinin üstüne sıçrayasım var. Kendimi kasten tutamayıp, bildiğim tüm yakası açılmadık küfürleri üzerlerine salasım var.
Kafası; bodrumda kanalizasyon basması, tavan akması, oksijensizlik içinde ve personelsiz iş başarmanın mümkün olmadığını algılayamayan, ya da "anlamıyormuşa yatan" idarecilerimizin karşısındaki durumumuz aşağıdaki gibidir. Asla nezaketi elden bırakmadan, dinliyormuş gibi yaparak, sürekli oyalama taktikleriyle problemi öteleyerek nereye kadar gidilebileceğini birlikte test ediyoruz.Akşam oğlumla, onun kursuna gittik. Dönüşte yakıt aldık. Direksyonda oğlum vardı. Benzinlikteki pompacı çocuk oğluma "Yeşilyol'a mı gidiyorsun" diye sormuş. Yeşilyol Afyon'da gençlerin "piyasa" yaptıkları bir sokaktır. Oğlum neden sorduğunu öğrenmeye çalışınca, "Zengin züppelerin depoyu fulleyip Yeşilyol'da gezdiğini, baba parası yediğini" anlatmış. Ne bilsin ki bu gencin, evet, para hesabı yapmayı bilmeyen bir annesi vardır. Ama aynı zamanda, paranın kıymetini de bilen bir annedir bu. Ne kendisi baba parası yer, ne kocası baba parası yemiştir, ne de evladına baba parası yedirmeye niyeti vardır. Zaten o oğulun da çok şükür öyle bir talebi yoktur. Pompacı içinde ne biriktirdiyse artık, açık açık her fitnesini anlatmış. Eee dervişin fikriyle zikri arasında bir kısayol var ki, masa üstünde tek tuşa bakıyor. Napalım biz o yakıtı almak zorundayız. Yoksa şehirde arabamıza garaj değil, arabayı ceken ata hara aramamız gerekecek:))
Yine dönüşte, geç kalıp yemek yapmaya zaman bulamayınca Migros'tan hamburger köftesi ve ekmeği alıp belki zararsız ama kesinlikle yararsız bir yemek, daha doğrusu "yemeğimsi" yapıp yedik, ana oğul... Aşağıdaki kadar da dolu dolu olmadı bizimki:(((( Dolapta ne varsa, Allah ne verdiyse..
Şu anda bilgisayar başında uyuklamak üzereyim. Aşağıdaki fotoğrafla aramda pek bir fark yok gibi. Ama aynı pozu yakalamaya az kaldı.

4 yorum:

  1. Toki moki anlamam ben Nurtenciğim sonuçta o inşaatı denetleyen ve raporlayanlar var, kullanılacak malzeme izalasyon, ilerde yaşanabilecek sorunlara özel çözümler vs vs ve tabii ruhsat aşaması, kim yaparsa yapsın belediye denetliyor inşaatı. Bence insanlar her yerde ayvaz, kendi beyinciklerinin algılayabildiği kadar iş yapıyorlar bu ülkede, işin gerektirdiğini değil sadece bina yapıyorlar betonla o kadar, ondan sonra da yarım yamalak baştan savma yapılan işleri düzeltmek, o sorunlarla boğuşmak senin gibilere kalıyor, ne diyeyim 2 kere geçmiş olsun.

    YanıtlayınSil
  2. Geçmiş olsun. Bizim buralarda eskiden bu tür vakalar çok yaşanmıştı.Belediyemiz artık bodrum katlara, dükkan ve daire izni vermiyor.

    YanıtlayınSil
  3. Direksiyonda oğlunmu vardı?!

    YanıtlayınSil
  4. Nurten ,yeşil yolu özlemişim yaaa,Günayın evi oradaydı.Benimki de Ordu Bulvarını kesen sokaklardan birindeydi.Milli eğitim Müdürlüğü benden sonra sokağın ucuna yapılmış.
    Afyonu özlemişim .
    Yazdıklarına uygun resimlerine bakakaldım.
    Bu kez Nalan Beğendi:))

    YanıtlayınSil