11 Mart 2013 Pazartesi

TAPIRA METHİYELER:)

Gültenciğim bana Tupperware saklama kabı getirdi hediye olarak. Bir de şiir yazmış. Unutmamak için buraya not düşmek; herkesin her türlü maddi manevi derdine koşacak kadar gönül insanı, Cem Yılmaz'ın Afyon şubesi diyebileceğim kadar da matrak bir dünya insanı olan bu arkadaşımı sizlere de tanıtmak istiyorum. İşte şiiri:
Tapır deyip geçme tanı,
Koy salçanı tarhananı.
Arkadaşım çook teşekkür ederim, sen benim için kendin bir hediyesin zaten. (Bunu da buraya yazayım ki, Tapırgillerden sar sar getir her vesileyle bana:) )
Madem olayı duygusala bağladım, "yazmazsam çatlarım" kontenjanından bir kaç şey daha anlatayım sizlere:
Afyon Özdilek'te Niğde Gazozu diye bir gazoz buldum. Altılı ambalaj yapmışlar, depozitosuz maden suyu kadar. Eve gelip birini hemen içtim, bir mutluluk hissettim ama damak zevki alamadım. Sanırım çocukluğum aklıma geldiği için içim pırpır etti. Kalan 5 tanesini iyice soğutup içince mutluluğum katmerli oldu. Arada bir böyle değişik isimdeki sade gazozları alıyorum. 
Çocukluğum dedim de, Afyonkarahisar'da köklü bir hamam kültürü vardır. Malum kaplıca memleketiyiz. Şimdi çok sayıda ve bol yıldızlı termal otellerimiz var, belki sizlerden de gelip kalanlar olmuştur. Ama eskiden lüks oteller yoktu, çok iptidai kaplıca evleri vardı. Bir süreliğine, sıra sıra dizili, tek bir odadan oluşmuş evlerden biri kiralanırdı. Genellikle de bir kaç yakın akraba veya arkadaş aile birlikte bu evlerden tutarlar, orada kalınan süre boyunca çoluk çocuk güzel günler geçirirlerdi. 
Şartlar o kadar ilkeldi ki, bu, adına "hamam evi" denilen odaların içinde hiç bir eşya yoktu. Hatta tuvalet bile yoktu, ihtiyaç için ya hamamın tuvaleti ya da çok mecbur kalınırsa umumi ve çok pis tuvaletler kullanılırdı, o kadar yani. "Hamamlara yatıya gitmek" aktivitesine başlarken, yatak, döşek, yorgan, yastık, kap kacak, yiyecek, içecek, bir insanın neye ihtiyacı varsa her şey, bir kamyonetle götürülür ve oda temizlenerek aynı gün yerleşilirdi. Yerleşme tamamlanınca hemen hamama girilirdi. 
Sonraki günlerde ise, hamama en iyisi sabah ezanlarından önce gitmek, kimsecikler, hele köylerden traktörler dolusu gelen gelin hamamı müşterisi bastırmadan ilk suya girip çıkmak makbuldü. Havuz, kaynar değilse bile o kadar sıcaktı ki, haşlana haşlana suya girmek biz çocuklar için ızdırap olurdu. Köylülerin gelin hamamından sonra ise o havuza hiç girilmezdi, çok pis olurdu. 
Bir de keselenmek eylemine maruz kalınırdı ki, onu hiç anlatmayayım, deri yüzen cinsinden... O zamanlar nefret ederdik ama babaannelerimiz ve anneannelerimizin lügatında selülit diye bir kelime yoktu. Oysa, bizim nesil bu selülit savar yöntemi daha yenilerde keşfetti sayılır değil mi? 
İşte bu sıcak hamam saatlerinin en güzel yanı, babaannemizin veya anneannemizin ısmarladığı sade gazozlardı. Bir de "Neşelen" markalı sarı gazozlar vardı. Onlar da ayrı bir zevkti. Sarı gazozu daha çok Afyonkarahisar merkezde Demirciler içi denilen eski mahallelerden birindeki Yeni Hamam denilen bir hamamda içtiğimi hatırlıyorum. Galiba merkezde hala çalışan bir kaç hamam kalmış. Bunu halama sormam, elime fotoğraf makinasını alıp görüntülemem lazım. Aslında "Türk Hamamı" konulu bir yağlıboya sergisi hazırlamak istiyordum bir ara, ona da altyapı olur.
O kadar eski bir zaman ve o kadar uzak hatıralar ki anlattıklarım, ben okula bile gitmiyordum. Hey gidi günler demek istemiyorum, yaşlanıyor muyum neyim ama; Hey gidi günler hey! 







10 yorum:

  1. Bloğunuzu çok beğendim ve hemen izlemeye aldım, bana da beklerim http://denizevin.blogspot.com/

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin arkadaşım, ben de hemen sana, iade-i ziyarete geliyorum:)

      Sil
  2. Nurten ablacım; Tupper bence de çok iyi bir marka, epey kullanıyorum. Kaplıca deyince annem ve arkadaşları Kütahya Simav Eynal'a gidiyorlar, ben de birkaç gün katılıyorum onlara. Müstakil küçük evlerde kalıyoruz, odaları çok temiz ve tuvaleti banyosu mevcut. Hamama gitmek istemeyen evinde küvetini doldurup girebiliyor. Mutfak eşyası minimum, ama uydulu TV yayını falan var, biz memnunuz yani:) Belediyenin tesisi, hizmet çok iyi.. Çeşmeci, elektrikçi her daim emre amade.. Gazoz deyince de benim çocukluğumdan SenSun geliyor, bayılırdık, bir de Cincibir.. ne demekse artık:))))) Ama Niğde gazozu son yıllarda duyduğum, ve Bloomberg Kelime Oyunu sunucusu İhsan Bey'e ziyarete gittiğimde bana mutlaka ısmarladığı birşey, çok seviyorum bu gazozu ben.. Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda kötü şartlarını anlattığım konaklamalar bizde de kalmadı. 1975-1980 ler falandı. 1969 doğumluyum. Babam ve kayınvalidem de 1950'lerdeki falan daha ağır şartları anlatırlar. Şimdi bir sürü otel, devremülk, kiralık apartlar ve villalar dolu. Tüm Türkiye'den şifa için gelenler var. Tavsiye ediyorum, memnun kalırsınız.

      Sil
  3. nurten hn. hay sen çok yaşa yazdığın upuzun yoruma uzun uzun gülüyorum şu an:))) karnını börtletenler klübü iş başında sürekli grup kuruyorlar. birisi bugün veledini pedagoga götürmüş, orda veled peçeteleri yırtıp yere atmaya başlayınca pedagog da neticed einsan ya sinirlenmiş sanırsam. çocuğunua hayır demeyi öğretin demiş, buna bi kızmış:=)) bu da sinirlenmiş hiç etik bulmamış bunu, bir daha da gitmezmiş o pedagoga:))) hay sizin özgüveninizi seveyim, pedagogdan daha iyi biliyorlar herşeyi, bir güzel eleştirmişler ki sorma. 2 satır kitap okuyunca allame-i cihan kesiliyorlar haspalarım:)))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bunlardan epeycesini, epeyce değişik konu başlıkları altında tanıyorum. Doğuran anneler grubu tek cins değil yani:) Her çeşidinin kerameti de kendinden menkul. Hayatta şöyle onlarınki gibi sınırsız, dipsiz, arsız, yüzsüz, pervasız bi özgüvenim olamadı. Olaydı da cümle içinde kullanaydım ya:)

      Sil
  4. çok keyif alarak okudum canım, anlatımın da çok hoş, çok beğendim. gazozzzzz beni geçmişe götürdü, kocaman bir gülümseme yayıldı yüzüme, ve hamam vazgeçilmezim, ay da birrrrrr. sevgiler canım

    YanıtlayınSil
  5. Ah bu Niğde gazozunu bizde çok seviyoruz, son İstanbul'a gittiğimizde eşim koca bir koli almıştı, tam nostaljik bir gazoz :))

    YanıtlayınSil