ORHAN KEMAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ORHAN KEMAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2012 Pazartesi

ETİMEK TATLISI VE YENİ KİTAP

Yine Orhan Kemal, yine tatlı. Bir taraftan hayal dünyama diğer taraftan kalça ve göbeğimdeki yağlara yatırım yapıyorum:(
Tatlı bildiğiniz Etimek tatlısı. 2 su bardağı şeker çelik tencerede kısık ateşte susuz eritilir, rengi dönüp karamelleşmeye başlayınca 2 su bardağı sıcak su dikkatle dökülür, kaynatılır. Tussuz (tuzsuz bulamazsanız normali de aynı işi görüyor) Etimekler borcama bitişik nizam dizilir. Kaynar şerbet Etimeklerin üstüne gezdirilir. Üstüne önceden pişirilmiş, az şeker, un, hindistan cevizi, vanilya ve sütten mürekkep bir muhallebi dökülür (mürekkep dökmeyin, buradaki anlamı bu maddelerden oluşmuş manasına geliyor. Eski kelimeleri kullanmak hoşuma gidiyor bazan). Soğuyunca krem şanti ile sıvanır. Bir gece buz dolabında üzeri streç filmle kapatılarak bekletilirse, ertesi gün mükemmel oluyor.
Orhan Kemal geç keşfettiğim bir yazar. Gerçi okul zamanı doğru dürüst kitap okumuşluğum yoktu. Bizim mesleğin eğitimi dönüp dönüp ezber yapmaya dayalıdır. Sınava çalışırken  satır satır, paragraf paragraf ezber yaptık. Formüller ezberlendi, sentezler ezberlendi, yetmedi dönüldü dolaşıldı bir daha ezberlendi. Bu sistem benim okuma hızımı yavaşlatmadı, resmen bitirdi. Şimdi artık daha iyi bir okuyucuyum. Ama geç kalmış bir okuyucu. Vaktiyle okuyamadıklarımı okuyorum. Orhan Kemal büyük usta diyorum. O kadar ki, okurken hiç zorlamıyor insanı. Sanki filmini izliyorum. Zaman zaman kitaptaki renkleri, sokağın ucunu, atmosferi, yerdeki taşları, döşemeleri görüyorum. Roman kişilerinin konuşmaları, çekişmeleri, tüm insani duyguları o kadar tanıdık ki, anlamaya bile çalışmıyorum. Okurken ben de o sayfaların içinde bir karakter oluveriyorum.

10 Mart 2012 Cumartesi

BABA EVİ ve KENDİ EVİMDEN KENDİ MANZARALARIM

Orhan Kemal'e hayranlığım artmaya devam ediyor. Bir süre önce aldığım çok miktardaki Orhan Kemal kitaplarını okuyorum. Bunların çoğu 90-130 sayfalık kitaplar. Çabuk da bitiyor. Zaten sıkıldığım için değil, ya yemek yapmak için elimden bırakıyorum, ya blog gezmek için. Bazan da tam uyurken elimden düşüverdiği için uyanıyorum yatağımda:) Ben gece yaşamayı ve geceyi yaşamayı seviyorum. Aynı şekilde sabah erkenden kalkıp günü yaşamayı da seviyorum. Çünkü oğlum küçükken, gece ancak el ayak çekildikten sonra kendimle başbaşa kalabiliyordum. Bünye buna alıştı. Şimdi elime ayağıma dolanan yok, hatta bu sene oğlumla tarih bile çalışmıyoruz ama yine bu sükuneti seviyorum. Bazan bilgisayar başında sizlerin bloğunu gezerken sızıyorum. Hadi o tamam da, bazan kendi bloğuma yazı yazarken uyuklayıp başım önüme düşünce uyanıyorum.

Sabah işe yetişme telaşım, oğlanı okula geçirme sorumluluğu falan derken, 06.45 de ayakta oluyorum. Gece yatış en erken 01.00, sıklıkla 01.30, bazan da 02.30-03.00... Maksimum 6 saat uyku ile dolaşıyorum. Aslında 10-15 günde bir, mesela haftasonu, sabahları 2 saat fazla uyusam yeniden şarj olabiliyorum. Yine de bu her zaman olamayabiliyor. Haftasonu misafirim gelebiliyor; ben gezmeye gideceksem, gelince evi pis ve dağınık bulmayayım diye koştur koştur temizlik yapıyorum. Bunun için de erken kalkmak lazım değil mi? Uyu uyu nereye kadar?

DİPNOT: Ben bu yazıyı yazarken fark ettim, saat 01.00 olmuş bile. Daha dişler fırçalanacak, pijamalar giyilecek, yatılacak falan. Falan olmayan bir şey var, sabah 06.45'de saat dattiri duttiri çalacak...