12 Ekim 2013 Cumartesi

FOTOĞRAFSIZ :))

Fotoğrafsız yazı pek bir yavan oluyor, biliyorum. Ama çoook işim var bu gün. Önceki gün annemlere uğradım. Annem bayram temizliğine start vermişti. Önce yavaş yavaş dolapların içi, dışı, sonra camlar siliniyor, perdeler yıkanıp takılıyor, en son süpürüp toz alınarak iş bitiriliyor. Bu hikaye yaklaşık 1 hafta sürüyor. Babam çareyi akşama kadar ortalıkta görünmeyerek bulmuş ama perde takılacağı gün enselenmiş, annemin boyu yetmiyor:) Kalan bir perdeyi de ben takarak olaya dahil oldum. 

Biz ana kız böyleyiz efendim. Kendimiz didinmedikçe o ev temiz olmaz, olamaz. Adam çalıştırmayı ise hiç bilemeyiz. Temizlikçi aldığımızda, kadın bizi evire çevire çalıştırır. Üstelik ona neler yedireceğimizi şaşırırız, kendimiz öğle yemeğini akşamdan kalanlarla veya kahvaltıyla geçiştiririz ama işçiye mükellef sofra çıkarmaya çalışırız, çay saati düzenler, kek, poğaça ikram ederiz, duruma göre akşam evine kadar arabayla bırakırız. Bu işgüzarlığımızdaki tek derdimiz; camlarımızın iyi silinmesidir. Çünkü başka hiç bir şeyi, onların bizim istediğimiz gibi ve tarif ettiğimiz yöntemle temizlemediğini öğrenmişizdir. Kendi bildiklerini okurlar, üstelik yumuşak karnımız olan cam temizliğinde de arzu ettiğimiz performansı alabildiğimiz olmamıştır. 

Yeni evime geçtiğimde, inşaat temizliği yaptırırken (3-4 defa temizlettim evi geçmeden önce) defalarca tembih etmeme, kesici delici aletle boya kalıntısı, çimento, camlardan etiket çıkarmamalarını, zamanla başka bir yöntem bularak çıkarabileceğimizi, hele camlardaki etiketlerin bir kaç ay içinde soğuk-sıcak farklılığı ile gevşeyip daha kolay çıkacağını söylememe rağmen, ille de bulaşık süngerinin sert yüzeyiyle pencerelerimde derin hatıralar bıraktılar. Bu yüzden kendi işimi kendim yapmak bana daha kolay ve daha depresyonsuz bir işmiş gibi geliyor. 

Onlara uğradığım gün babam benim temizlikçi bulup bulamadığımı sordu. "Buldum" dedim, "Nurten Hanım gelecek, pek temiz titiz kadındır, karın tokluğuna çalışır, para pul bilmez. Ama biraz ehlikeyftir, canı isterse çalışır, canı istemezse internette fink atar." İşte böyle dostlar. Nurten gider, temizliğini yapar....

NOT: Bu hafta dikiş perim geldi. Bir kaç sene önce aldığım bir kumaşla etek ceket diktim. Ceket kısa ve detaysız olunca bir de pantolon çıktı BANKO! Ama ceketle eteğin astarları kaldı. Sevmiyorum eksik malzemeyi. Azıcık işi sıkı tutsam bu hafta sonu bitirirdim ama bayram sonuna kaldı gibi. Belki o haliyle de sizlere gösterebilirim. Gidemedim işte çarşıya da, işin yoksa tek şeritten işleyen Afyon sokaklarında minibüslerle ve ipini koparmış onca trafik canavarıyla savaş, park edecek döt kadar bir park yeri ara, o kalabalıkta itişe kakışa yürüyecek bir kaldırım bul, para ödeyebilmek için adeta kasiyere yalvar... Sevmiyorum bayram haftası alış veriş işini vesselam. Ama gelene gidene de bayramlık almak lazım değil mi? Belli olmaz, belki bir aralık çıkarım.

7 yorum:

  1. hayırlı bayramlar arkadasım...sevgiler

    YanıtlayınSil
  2. Hepimizin dertlerine tercüman olmuşsunuz :)) İyi bayramlar, sağlıklı günler :)

    YanıtlayınSil
  3. gece gece güldürdün beni :) ne keyifli bir yazı olmuş ve ne çok tanıdık durumlar yaşamışız.temizliğe bende start verenlerdenim ama finito diyemedim bir türlü.amannn yetiversin gari diyen birini bekliyorum belkide :))
    size ve ailenize mutlu sağlıklı neşeli kocamaaan bir bayram diliyorum.sevgi ve selamlar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bayramın üçüncü gününü de bitirdik, inanır mısın, bir taraftan temizliyorum, bir taraftan batırıyorum... Bitmiyor bu işler.

      Sil
  4. Ay bu temizlikçi, yardımcı hikayeleri hiç bitmez herhalde, geldiğinde sana bol bol anlatırım :)
    Kıyafetini ne zaman göreceğiz, merak ettim şıklığınıııı :)

    YanıtlayınSil