13 Ekim 2011 Perşembe

50. İZLEYİCİ






Fazla verimli bir blogcu değilim. Ama benden umutlu arkadaşların varlığını görmek, açıkçası sevindiriyor beni ve gayrete getiriyor. 100. arkadaşımı merakla bekliyorum. Dalya dediğimde kendisine göndermek için bir de hediye hazırlayasım var şimdiden. Kapıları açtım bekliyorum 100. arkadaşım.

12 Ekim 2011 Çarşamba

RESİMSİZ, BOL YAZILI, AZ MATRAK, ÇOK GERÇEK

Yağlıboya tablolar çalıştım bir zamanlar. Yağlıboya zor iş. Gerektiği zaman elindeki boyamayı bırakıp bir kaç gün bekletebileceğin bir atölye istiyor. Atölye pek bir iddialı oldu biliyorum. İnsanlar sefer tası gibi üst üste binalarda, mütayidin minimum alana sıkıştırmaya çalıştığı maksimum sayıdaki nohut oda bakla sofa evlerde yaşıyorlar, biliyorum. Hepimiz böyle yaşıyoruz. Dolayısıyla evde bir atölye mümkün değil. Kazanç getirmeyen bir hobi için de dışarıda bir atölye tutmak herkesin harcı değil.

Demem o ki, resim maceramı zaman zemin uygun olmadığı için erteliyorum. Yine de içime bir boyacı kaçmış olmalı ki, ne ediyorum ediyorum, akşamları ya bir ressamın resimlerini izlemek için dilini bilmediğim yabancı sitelere dalıyorum ya da ahşap boyamacı dostların bloglarını geziyorum. En sık ziyaret ettiğim bloglardan biri sevgili
http://hobivakti.blogspot.com/ . Çok güzel işleri var arkadaşımızın. Boyamaları da süper. Bloğuna bir yorum bıraktım. Kendim yazdım diye değil ama çok beğendim, hislerimi sizinle de paylaşmak adına yorumu bir de kendi bloğuma aldım:

"Sonunda ama, ben biliyorum sonunda, beni de kendinize benzeteceksiniz, herbirşeyleri boyayacağım. Kendi evimdeki kapılar, mutfak dolapları, masalar sandalyeler dahil, ahşap ne varsa boyadıktan sonra; gittiğim misafirliklerde de "acaba bu evde ne boyayabilirim" derdine düşüp, elalemin mobilyalarının, tammüden mi olur artık, taksirle mi olur bilmem, canlarına okuyacağım. Bakın bunu yapacağım ve sebebi siz boyamacı blogerlar olacaksınız. Ahanda buradan kendimi ihbar ediyorum. Ki ahşap boyama adına hayatta kapı tokmağı boyamışlığım yok.. O derece yani. Nerden keşfettim ben sizleri bilmem ki...
Süpper işler, ne denir, doğruya doğru... Sevgiler, selamlar gönderiyorum."


İşte buuu. Valla işlerim biraz yoluna girsin boyamaya, peçete transfer etmeye falan başlayacağım. Çay peçetelerine bakış açımı değiştiren transferci, ahşap boyamacı, cam süslemeci dostlara selam olsun.

ARKADAŞLARDAN

Haftasonunu gezmeyle geçirdim. Cumartesi akraba günüm, pazar arkadaş günüm vardı. Bazan aynı haftasonuna denk gelebiliyor. Gezme insanı yorar mı? Benim gibi alışık olmayan bünyeyi sarsabiliyor. Ama muhabbetler hoştu, neşeli bir haftasonuydu, hiiç şikayetim yok.

Sizlere de güzel modeller görüntüledim, becerikli dostlardan. İlki sevgili Hatice'den yuvarlak örtü: Desen tekrarı ile büyüyen ve istinasız her boyu çok şık duran bir model. Hem yatak odasının küçük parçalarını hem de büyük boy parçasını gördüm, çok beğendim. Aslında örtünün tamamını da fotoğrafladığımı düşünüyordum ama sanırım çekmemişim. Tekrarlarla devam eden asıl desen aşağıdaki fotoğrafta çok net belli. Kenarlarını anlaşılsın diye ayrıca görüntüledim. Güle güle kullansın arkadaşımın şeker kızları.
Kenar desen aşağıdaki gibidir.

Bu da Sevgili Ayşe Hanım'ın ortalarını mekik oyası, taç yapraklarını iğne oyası ile oluşturduğu bir havlu kenarı modeli. Bitmişi yanında yoktu maalesef. Mekik oyası yaparken eli o kadar hızlıydı ki... Sadece maşallah diyebiliyorum.



Aşağıdaki model de Ayşe Hanım'dan havlu kenarı. Yine bir mekik-iğne oyası birlikteliği. Çok net, temiz bir çalışma. Ellerine sağlık Ayşe Hanımcığım.



5 Ekim 2011 Çarşamba

EV Mİ YAPIYORUM ACABA?



16 motiften oluşan 6 blok hazırladım. Beyazla birleştirdim, yatağıma serip seyrettim. Fazla ince uzun geldi gözüme. Boyuna 3 enine 2 blok iyi bir görüntü vermedi. 3X3 daha güzel bir görsellik sergilerdi ama motif ve blok tekrarı hem beni hem gözü yoracaktı. Her zamanki gibi hiç tereddüt etmeden, 2 parçasını birleşme yerinden çatır çatır söktüm, acımadan...



Şimdi 4X4 kare büyük bloğa bir köşesinden 3 beyaz, 1 renkli azalan şeritler örmeye başladım. Ortaya çıkmasını ümit ettiğim şeyi ben biliyorum. Dilerim size de gösterebileceğim bir şey ortaya çıkarabilirim. Şimdilik çocukların ilkokul resimlerindeki evlere benziyor.




Yavaş ilerlememin tek sebebi sizlersiniz. Güzel bloklarınıza girince, çıkmak bilmiyorum netten ve örgüye zaman kalmıyor. Oohhh, attım sorumluluğu da üstünüze, pir-ü pak oldum, en temizinden:))



4 Ekim 2011 Salı

KADRİYE ABLA BU GÖRÜNTÜLERİ TANIDIN MI?

Fotoğraflar sevgili Kadriye Abla'nın haberi olmadan çekildi. O misafirleri uğurlarken ben kendisine sürpriz yapmak için çektim. İşlemeler ona ait. Çok şık ve dekoratif bir takım ortaya çıkarmış. Ellerine sağlık.

Bu aralar ben de, goblen satan sitelere bakıyorum. Aranızda daha önce internetten goblen alıp işlemiş olan varsa yardım istiyorum. Çiçek ve manzara hazır kit goblen tablo alıp işlemek istiyorum. Kanaviçem geldi, üstünüze afiyet:) Güvenilir ve gobleni kaliteli site adresi verir misiniz?






VİTRA AMBALAJ YAPMAYI BİLMİYOR

Daha önce http://nurtenbegendi.blogspot.com/2011/08/vitra-beni-duyar-mi.html bu yazımda VİTRA'dan aldığımız küvetin başına gelenleri anlatmıştım. Küvet kırık çıkmıştı, üstelik ertesi günlerde fark edildi ki, küvetin montajı için gerekli bir malzeme küvet kolisinden çıkmamıştı. Yerine Allahtan, servis ustası tarafından, başka bir uyduruk malzeme kullanılmaya kalkılınca ve ön panel abes abes sırıtınca, eşim VİTRA bayisini bir güzel fırçalayıp yenisini istedi. Yeni küvet geçtiğimiz hafta gelmiş. Eve göndermeden içine bakmışlar bu sefer. Bilin bakalım ne olmuş? Yenisi de aynı yerden kırık gelmiş. Şaka gibi. Şimdi üst üste gelen bu iki kırık küvet üstüne üçüncüyü de bekliyoruz. 2 Haftaya kadar gelecek nasipse:)

İşin ilginç tarafı, önceki blog yazımı da link vererek, VİTRA'nın sitesindeki "bize yazın, bize ulaşın" vb haberleşme sayfasına durumumuzu bildirdim. Eşim de yazmış. Ama ne bir özür, ne de başka bir şey. İnsan mail adresine dönmez mi tüketicinin? O zaman ne demeye koskoca internet sitesi hazırlayıp "dilekler, şikayetler, bize yazın" türünden bir menü açıyorsunuz ki?

Güvenilir marka ve kalite konusunda kendisine inandığımız VİTRA müşteri memnuniyetinden sınıfta kaldı.

30 Eylül 2011 Cuma

BEYAZ BAHTANİYE

Epeydir sayfamı yenilemiyordum. Çok sıkıntılı günler yaşadık. Sevgili dayıcığımı kaybettik, genç denecek bir yaşında. Allah rahmet eylesin.

Ama hayat kalanlar için devam ediyor. Acıkıyoruz, susuyoruz, uykumuz geliyor, yiyoruz, içiyoruz.

Uzun zamandır ses soluk vermesem de benden ümit kesmeyenler varmış. İzlemeye almışlar. Pek sevindirik oldum. Bu renkli yazıyı onlara gönderiyorum. Hoş geldiler, sefa getirdiler bloğuma.


Görüldüğü gibi, bahtaniyem devam ediyor, gittikçe büyüyor.








9 Eylül 2011 Cuma

KADRİYE ABLA'YA HOŞ GELDİN POSTU

Kadriye Abla annemin dayısının kızı. Üstüne çok şeyler yazılacak, methiyeler düzülecek bir can insan. Herşeye merak sardı başardı, bir tek internet alemine girmedi. Onun gibi ince zevkleri olan bir insan nette neler neler bulacak bir fark etse, hepimizin tozunu attırır ya, neysee..


Dün beraberdik ve bloğumun adresini verdim. Girip girmediğini bilmiyorum. Hani ezkaza gelirse, kendisini yeni bahtaniyemin yeni görüntüleriyle selamlamak, "hoşgeldiiiinnn" derken şeker yerine şeker renkli motif bahtaniyemle karşılamak istedim. Atıf Kadriye Abla'ya, görüntüler herkese gelsin.







6 Eylül 2011 Salı

SÖZÜNÜ TUTAMAMACA, YENİ İPLER ALMACA...

Kendi kendime, yeni işlere girişmeyeceğime dair söz vermiştim; her zamanki gibi. Bir süredir iş yerimin değişmesi ve yeni iş yerime yakın ipçi bulunmaması yüzünden aslında sözümde de durmuş oluyordum. Neredeyse 1 senedir, öremeyeceğim ipleri ve dikemeyeceğim kumaşları almıyordum ve kendimi de bu başarımdan dolayı kutluyordum.

Bayram sonu için 2 hafta izin aldım; yeni evin temizliği, dolapların kurulumu, yerleşme, mümkünse taşınma falan için. Ama bayramdan önce mutfak ve banyo dolaplarımızla gardroplar ve vestiyeri bitirip kurmayı vaad eden dolapçımız, önce bayramdan hemen sonra teslimat için söz verdi, şimdi de hayatlarından endişe etmemizi gerektiren bir suskunluğun içine girdi. Karşılıklı olarak susuyoruz. Eşim artık "MUHATTAP" bile olmamaya karar verdi anlaşılan.

Biz de ana oğul, babayı işe gönderince atlıyoruz arabaya, yeni eve gidiyoruz. Zaten daha önceden 2 defa temizlik yaptırmıştım. Ama parkeler ışığa doğru bakınca hala daha lekeli görünüyor. Bu yüzden hemen her gidişimde viledayla şöyle bir üstünden geçiyorum. Gerçi halı kilim eşya olsa sınırlar belli olur, ayaklarımızla her yere girmeyiz. Biraz da biz kirletiyoruz. Hesaplarıma göre on yüz milyon bin kere daha silersem temiz olacak artık.

Dün eve dönerken yolu değiştirip ipçiye uğradım. Koca bir Migros poşeti dolusu ip aldım. Nasıl olsa ertesi gün işe gitmek yok ya, gece sabahla kucaklaşana kadar, oturup rengarenk motifler ördüm. Nasıl zevkliydi anlatamam renklerle oynamak. Evet örgü bahtaniye biraz pahalı, az birazdan biraz daha fazla da meşakkatli. Ama çok güzel kafa dağıtıyor. Hele çılgın renkleri.. İnsan bakmalara doyamıyor. Siz de görün diye bir sürü fotoğraf çektim. Ne yapayım, ustaları beklerken ben de kendim usta olduğum alanlarda hizmete devam edeyim bari...













28 Ağustos 2011 Pazar

TESADÜFEN PRATİK

Ramazanda sakarlıklarım da olmuyor değil. Tavuk sularını buzluk kaplarına koyup donduruyorum. Daha sonra da kullanıyorum. Pilav yaparken bu donmuş etsuyundan kullanmak istedim ama sanki düz suya pilav salar gibi de gerektiği kadar su koydum. Gerektiği kadar su + gerektiği kadar et suyu = gerekmediği kadar sıvı görünen bir pilav! İş işten geçmeden hemen 2 patates soydum. Kalın halkalar şeklinde doğradım. Pilavın içine gömdüm. Suyun fazlasını alarak hem haşlandılar, hem de pilavın lapa olmasını engellediler.

Akşam yemekte bu patates dilimlerini de etin yanında servis etmek isterken birden kafamın içinde ampüller yandı. Patatesleri bir tabağa dizdim. Üzerlerine de daha önceden közleyip kabuklarını soyduğum ve zeytinyağında sarımsak parçacıklarıyla çevirdiğim kırmızı biberlerden koydum. Adeta "olmayana ergi" metoduyla oldurulmuş bir garnitür elde ettim:)

Denemenizi önereceğim ama pilava fazladan su koyup sonunda her zaman başarılı olunamayabilir. Siz paşa paşa önceden patatesleri haşlamayı deneyin:)))